Kavramlar sözlüğü
Derste kullanılan kavramların kısa, kaynaklı tanımları ve geçtikleri dersler.
- açık ve gizil işlev — Merton’un ayrımı: açık işlev, bir sistemin uyumuna katkı yapan ve amaçlanmış sonuçtur; gizil işlev, aynı türden ama amaçlanmamış ve fark edilmemiş sonuçtur.
- AGIL şeması — Parsons’ın, bir sistemin ayakta kalmak için karşılaması gereken dört gerekliliği (uyum, amaca ulaşma, bütünleşme, gizil örüntü sürdürme) sıraladığı şema.
- ağır izleyiciler — Kültivasyon araştırmalarında televizyon izleme miktarına göre yapılan gruplamanın üst ucu; karşılaştırmanın öteki tarafında hafif (az izleyen) izleyiciler bulunur.
- ajitprop — “Ajitasyon ve propaganda” bölümünün kısaltması: Sovyet Komünist Partisi’nin 1920’de kurduğu ideolojik yayın ve eğitim örgütü, sonra siyasal amaçlı her türlü kültür ürünü.
- aktarım görüşü — İletişimi, mesajların uzağa gönderilmesi ve bilginin bir yerden başka bir yere taşınması olarak gören bakış. Carey’nin ritüel görüşüyle karşılaştırdığı iki görüşten biridir.
- ana akımlaşma — Yoğun televizyon izlemenin, insanların yaş, eğitim, siyasi yönelim gibi etkenlerden kaynaklanan bakış farklarını aşındırıp ortak bir “televizyon ana akımı”na yaklaştırması.
- anket araştırması — Bir evrenden seçilen örnekleme aynı soruları sorup görüş, tutum ve bildirilen davranışların dağılımını ölçen yöntem ailesi; kesit ya da panel olabilir.
- anlama (Verstehen) — Weber’de eylemin öznel anlamını yorumlayarak kavrama; empati ya da sezgi değil, nedensel açıklamayla birleşen bir yöntem.
- anomi — Durkheim’da geleneksel kuralların otoritesini yitirdiği, isteklerin sınırsızlaştığı düzensizlik durumu; intihar çalışmasında bir intihar türünün nedeni.
- atomlaşma — Bireylerin aile, mahalle, dernek gibi aracı bağlardan kopup birbirinden yalıtıldığı varsayımı; kitle toplumu kuramının temel dayanağı ve en çok eleştirilen iddiası.
- ayna benlik — Cooley’in kavramı: kişi kendini, başkalarının zihninde kendisine biçtiğini sandığı yargı üzerinden kurar; hayal edilen yargı, benzetmedeki aynadan daha önemlidir.
- belirginlik — Bir konunun, kişinin ya da özelliğin bir gündemde ne kadar öne çıktığı; yani algılanan önemi. Gündem belirlemede medyadan kamuya aktarılan şey budur.
- beyaz, gri ve kara propaganda — Propagandayı kaynağının açıklanma biçimine göre üçe ayıran sınıflama: kaynak açık (beyaz), gizli ya da belirsiz (gri), sahte gösterilmiş (kara).
- bilgi biçimi olarak haber — Park’ın 1940 makalesindeki fikir: haber, James’in tanışıklık ve hakkında bilgi ayrımının oluşturduğu süreklilikte kendine özgü, geçici ve konuşma doğuran bir bilgi türüdür.
- büyükşehir ve zihinsel yaşam — Simmel’in 1903 denemesinde büyükşehrin hızlı izlenim akışının sinir yaşamını yoğunlaştırdığı, blazé tutum ve mesafeli bir tutum doğurduğu tezi.
- cemaat ve cemiyet — Tönnies’in iki irade türüne (doğal irade ve seçici irade) dayanan iki birliktelik ideal tipi: topluluk ve toplum.
- Chicago Okulu — 1915–1935 arasında Chicago Üniversitesi’nde kenti, göçü ve toplumsal düzeni saha araştırmasıyla inceleyen sosyolog topluluğu; iletişimi toplumun kurucu unsuru sayar.
- çoğunluğun zorbalığı — Tocqueville’e göre demokrasilerde çoğunluğun, karar verdikten sonra tartışmayı bitiren ve bağımsız düşünceyi susturan manevi gücü.
- dairesel model (Osgood–Schramm) — Her katılımcının hem kodlayıp hem çözdüğü ve yorumladığı, iletinin karşılıklı gidip geldiği modelin ders kitaplarındaki adı; fikir Schramm’ın metinlerinde Osgood’a atfedilir.
- dayanışma (mekanik ve organik) — Durkheim’da toplumu bir arada tutan bağ; mekanik dayanışma benzerliğe, organik dayanışma uzmanlaşmış parçaların karşılıklı bağımlılığına dayanır.
- deney yöntemi — Araştırmacının bir koşulu değiştirip katılımcıları kurayla gruplara atayarak farkın nedenini sınadığı yöntem; iç geçerliği güçlüdür, dış geçerliği ayrıca sorgulanır.
- deneyim alanı — İki katılımcının birikmiş deneyimlerinin kesiştiği alan: iletişim ancak orada kolaydır. Ders kitaplarında Schramm’ın iki dairesine verilen ad.
- dışlanma korkusu — Toplumdan dışlanmaktan, çevrenin gözünden düşmekten duyulan korku. Suskunluk sarmalı kuramında insanı sürekli fikir iklimini yoklamaya ve azınlıkta olduğunu sezdiğinde susmaya iten motor.
- doğrusal aktarım modeli — İletişimi göndericiden alıcıya tek yönlü mesaj aktarımı olarak gören yaklaşım. Lasswell ve Shannon–Weaver bu ailenin ilk örnekleri sayılır; en sık “geri bildirim, bağlam ve anlam yok” diye eleştirilir.
- dramaturji (dramaturjik yaklaşım) — Goffman’ın gündelik karşılaşmayı tiyatro diliyle çözümleyen yaklaşımı: ön sahne, arka sahne ve izlenim yönetimi.
- durumun tanımı — İnsanlar bir durumu nasıl tanımlarsa ona göre davranır; Thomas’ın ünlü cümlesine göre gerçek sayılan durumlar, sonuçlarında da gerçektir.
- eleştirel araştırma — Lazarsfeld’in 1941 ayrımında, medyanın toplumdaki genel rolünü ve altta yatan sorunları değerlere dayalı olarak sorgulayan iletişim araştırması.
- entropi — Shannon’ın bilgi ölçüsü: bir kaynağın olası mesajlar arasında ne kadar seçim özgürlüğüne sahip olduğunu bit cinsinden gösteren sayı.
- etki büyüklüğü — Bir farkın ya da ilişkinin ne kadar büyük olduğunu gösteren sayı (d, r gibi); istatistiksel anlamlılık ise yalnızca tesadüf olup olmadığına bakar.
- fikir iklimi — Bir konuda çevrede hangi görüşün yaygın, yükselen ya da rağbet gören olduğuna dair algı. Suskunluk sarmalında gerçek dağılımdan çok bu algı davranışı belirler.
- geçerlik — Bir ölçümün ölçmek istediğini gerçekten ölçme derecesi; iç geçerlik farkın nedenine, dış geçerlik bulgunun başka bağlamlara uzanmasına bakar.
- genelleştirilmiş öteki — Mead’in kavramı: bireyin benliğine birlik veren örgütlü topluluğun ya da toplumsal grubun bakışı; birey bunu kurallı oyunlarda ve toplumsal katılımda içselleştirir.
- Gerbner’in genel iletişim modeli — George Gerbner’in 1956 tarihli modeli iletişimi bir algılama–üretim–algılama zinciri olarak çizer: birisi bir olayı algılar, bir araçla bir ileti üretir, ileti bir başkası tarafından algılanır.
- geri bildirim — Alıcının (ya da kişinin kendi mesajının) göndericiye geri dönen bilgisi; göndericinin mesajın nasıl karşılandığını öğrenmesini ve mesajı düzeltmesini sağlar.
- göçmen basını — Göçmenlerin kendi dillerinde çıkardığı gazeteler ve dergiler; Park’a göre asimilasyonu içeriğine göre hızlandırabilir de geciktirebilir de.
- güçlü etki varsayımı — Medyanın kamuoyunu, tutumları ve davranışları güçlü biçimde biçimlendirebileceği inancı; 1920–30’lardaki propaganda kaygısından Noelle-Neumann’a (1973) ve orta düzey kuramlara kadar farklı biçimlerde yinelenir, tek bir kuram değildir.
- gündem belirleme — Haber medyasının konulara verdiği vurgunun, kamunun o konuları ne kadar önemli gördüğünü etkilemesi: medya insanlara ne düşüneceklerini değil, ne hakkında düşüneceklerini belirler.
- gürültü — Shannon’ın şemasında iletim sırasında sinyale eklenen, kaynağın istemediği her şey (parazit, bozulma, hata). Weaver anlamı bozan “anlamsal gürültü”yü de önerdi.
- güvenirlik — Aynı koşulda tekrar ölçünce ölçümün aynı sonucu verme derecesi; tutarlılık. Tutarlı olmak doğru olmak demek değildir.
- haber ajansı — Haberi toplayıp birçok gazeteye ve yayın kuruluşuna satan kurum; telgrafla birlikte 19. yüzyılda haberin ticari bir ürüne dönüşmesini hızlandırdı.
- halkla ilişkiler — Bir kuruluşun, fikrin ya da grubun kamuyla ilişkisini yönetme mesleği; Bernays’in 1928 tarihli kitabında “halkla ilişkiler danışmanı” olarak tarif edilir.
- hareketli harf — Her harfi ayrı bir parça olarak yapıp sayfaya dizme, basma ve sonra sökerek yeniden kullanma yöntemi; kilde, ahşapta ve metalde dünyanın farklı yerlerinde geliştirildi.
- hayalet kamu — Lippmann’ın 1925 kitabındaki savı: olayların gidişini yönlendiren bir kamu fikri bir soyutlamadır; gerçek kamu, bir işe yalnızca aktörlerin yanında ya da karşısında yer alarak katılan, değişken bir topluluktur.
- içerik çözümlemesi — Medya mesajlarının görünen içeriğini kod kitabı ve kodlayıcılarla düzenli biçimde kategorilere ayırıp sayan; insanlara değil mesajlara soran yöntem.
- idari (yönetimsel) araştırma — Lazarsfeld’in 1941 ayrımında, belirli bir kurumun pratik amaçlarına hizmet eden, ampirik yöntemli iletişim araştırması.
- ideal tip — Weber’de gerçeğin bir ya da birkaç yönünün bilerek tek yanlı vurgulanmasıyla kurulan çözümleme kurgusu; kusursuz örnek değil, ölçü aracıdır.
- ikinci düzey gündem belirleme — Medyanın yalnızca hangi konuların değil, konuların ya da kişilerin hangi niteliklerinin öne çıktığının da kamuya aktarıldığı fikri.
- iletişim — İnsanların simgeler aracılığıyla anlam aktarmaya ya da paylaşmaya çalıştığı süreç. Tek bir tanımı yoktur: kimi tanımlar mesajın aktarılmasını, kimileri ortak anlamın kurulmasını öne çıkarır.
- iletişimde algı (Gerbner) — Gerbner’in modelinde iletişim, bir olayın algılanmasıyla başlar: algılayan olayın tamamını değil, seçiciliği, bağlamı ve ulaşabilirliğiyle sınırlı bir görüntüsünü (E1) görür.
- iletişimin üç toplumsal işlevi — Lasswell’e göre iletişimin toplum için yaptığı üç iş: çevreyi gözetleme, toplumun parçalarını çevreye yanıtta ilişkilendirme ve toplumsal mirası kuşaktan kuşağa aktarma.
- ilişki ve nedensellik — İki şeyin birlikte değişmesi (ilişki), birinin öbürüne yol açtığını göstermez; ters yön, üçüncü değişken ve zaman sırası hesaba katılmalıdır.
- insan ekolojisi — Bitki ve hayvan topluluklarına uygulanan çözümlemeyi insan ilişkilerine uygulamak; rekabet düzeni kurar, kültürel düzen bu rekabeti sınırlar (Park).
- işlevsizlik (disfonksiyon) — Merton’un dilinde, bir sistemin uyumunu ya da ayakta kalmasını zayıflatan gözlenmiş sonuçlar.
- Jakobson’un dil işlevleri — Roman Jakobson’a göre sözlü bir iletinin altı işlevi vardır: göndergesel, duygusal, çağrı, şiirsel, kanal teyidi (fatik) ve üstdilsel. Her işlev bir iletişim etkenine yönelir; bir iletide çoğu zaman biri baskındır.
- kalabalık psikolojisi — Bir araya gelen insanların yeni özellikler kazandığı ve telkine, bulaşmaya açık hâle geldiği fikri; Le Bon’la (1895) ünlendi, sonra toplumsal kimlik yaklaşımlarıyla eleştirildi.
- kamu gündemi — Halkın ya da bir örneklemin önemli saydığı konuların önem sırası; genellikle anketle ölçülür.
- kamu ve kalabalık — Tarde’nin ayrımı: kalabalık bedenlerin bir arada bulunduğu ve duygunun temasla yayıldığı topluluktur; kamu ise fiziksel olarak dağınık, bağı zihinsel ve gazeteyle kurulan topluluktur.
- kamuoyu — Suskunluk sarmalında kamuoyu, bir oylama toplamı değil bir toplumsal denetim aracıdır: kişinin dışlanmadan açıkça söyleyebildiği ya da dışlanmamak için açıkça göstermesi gereken görüşler.
- Kamuyu Bilgilendirme Komitesi (Creel Komitesi) — ABD’nin 13 Nisan 1917’de kurduğu, başkanı George Creel olan birinci savaş propagandası ve bilgi kurumu; 1919’da kapatıldı.
- kapı bekçiliği — Bir haberin ya da bilginin medya kanalından geçip geçmeyeceğini belirleyen seçme süreci; medya gündeminin oluşumunun ilk halkası.
- kentlilik — Louis Wirth’e göre büyük, yoğun, kalıcı ve toplumsal olarak farklılaşmış bir nüfusun yerleşiminden doğan özel yaşam biçimi ve davranış örüntüsü (1938).
- kitle iletişim araçları — Aynı iletiyi aynı anda çok sayıda, birbirini tanımayan ve dağınık kişiye ulaştıran basılı, elektronik ve dijital iletişim kanalları.
- kitle iletişimi — Mesajların teknik araçlarla, herkese açık biçimde, dolaylı ve tek yönlü olarak dağınık bir izleyici kitlesine ulaştırıldığı iletişim biçimi; iletici çoğunlukla bir kurumdur.
- kitle kültürü korkusu — Kültürün sayıya ve ortalamaya göre biçimlendiği için sığlaşacağı, seçkin standartların yıkılacağı ya da kitlenin oyalanıp uyuşturulacağı kaygısı.
- kitle toplumu — Ölçeğin büyümesiyle topluluk ve aracı grup bağlarının çözüldüğünü, elitlerin kitle baskısına, kitlelerin de elit seferberliğine açık hâle geldiğini ve medyanın bu arenayı yönettiğini söyleyen fikir ailesi; tek bir kuram değil.
- kötü dünya sendromu — Televizyonu çok izleyenlerin dünyayı gerçekte olduğundan daha tehlikeli, güvensiz ve acımasız görmesi; Gerbner’in kültivasyon çalışmalarının en bilinen kavramı.
- kuram — Bir olguyu anlamlandırmaya, açıklamaya, öngörmeye ve eyleme yön vermeye yarayan sistematik fikirler kümesi; sıkı anlamıyla, gözlenen düzenliliklerin türetilebildiği bağlantılı önermeler.
- kültivasyon — Televizyonu çok izleyenlerin toplumsal gerçeklik algısının, benzer özellikteki az izleyenlere göre ekrandaki dünyanın yinelenen mesajlarına daha yakın olduğunu söyleyen; etkiyi yıllara yayılan birikim olarak gören Gerbner kuramı.
- Kültürel Göstergeler Projesi — George Gerbner’in 1960’ların sonunda başlattığı, televizyon içeriğini yıllar boyunca izleyen ve izleyici anketleriyle birleştiren uzun soluklu araştırma programı; kültivasyon kuramının çatısı.
- Lasswell formülü — Bir iletişim eylemini beş soruyla tarif etme yolu: kim, ne söylüyor, hangi kanaldan, kime, ne etkiyle? Her soru bir araştırma alanına karşılık gelir.
- Lippmann–Dewey tartışması — Lippmann’ın 1922–25 kitapları ile Dewey’nin 1927 kitabı arasındaki fikir ayrılığına 1980’lerde verilen ad. Tarihçilere göre 1920’lerde karşılıklı bir tartışma yoktu; “tartışma” sonradan kuruldu.
- Maletzke’nin alan şeması — Gerhard Maletzke’nin 1963 tarihli modeli kitle iletişimini iletici, ileti, araç ve alıcıdan oluşan bir “alan” olarak gösterir; iletici ile alıcının imgeleri, araçtan gelen baskı ve toplumsal çevre bu alanın parçalarıdır.
- medya gündemi — Gazetelerde, bültenlerde ve sitelerde konuların önem sırasına göre dizilişi: hangi konu ne kadar yer, süre ve öncelik alıyor.
- medya-merkezli — Medyaya ve iletişime kendi başına özerklik ve etki tanıyan, medyayı toplumsal değişimin itici gücü sayan bakış (McQuail).
- mesaj sistemi çözümlemesi — Kültürel Göstergeler’in ikinci ayağı: medya içeriğinde yinelenen kalıpları (kimler görünür, ne yapar, kime ne yapar) sistematik biçimde saymak ve izlemek.
- meta-analiz — Benzer çalışmaların etki büyüklüklerini istatistiksel olarak birleştirip ortak bir tahmin ve farkların nedenlerini çıkaran yöntem; dosya çekmecesi sorununa ve ölçüm hatasına duyarlıdır.
- mikro–makro ayrımı — Sosyolojide, incelenen olgunun ölçeğine göre ayrım: makro düzey toplumsal sistemleri ve kurumsal yapıları, mikro düzey kişilerarası ve etkileşimsel süreçleri kapsar.
- modernlik — Bu derste: eski bağların çözüldüğü, kentlerin büyüdüğü, iş bölümünün ve hesaplanabilirliğin yaygınlaştığı 18.–19. yüzyıl dönüşümünün toplumsal yaşamı; klasik kuramcıların ortak arka planı.
- Newcomb’un ABX modeli — Theodore Newcomb’un 1953 modeli: iki kişi (A, B) bir nesneye (X) aynı anda ve birbirlerine yönelir; bakışları ayrıştığında simetriye doğru bir gerilim doğar.
- nitel araştırma — Görüşme, odak grup, gözlem ve metin okuma gibi araçlarla insanların dünyayı nasıl anlamlandırdığını anlamaya çalışan; sayı yerine yorum üreten yöntem ailesi.
- orta düzey kuram — Küçük çalışma hipotezleri ile her şeyi tek çatıda açıklamayı hedefleyen büyük kuramlar arasında duran, sınırlı bir alanı ele alan ve sınanabilir kuram.
- öncüleme — Medyada öne çıkan bir konunun ya da alanın, insanların bir lideri veya olayı değerlendirirken kullandığı ölçüt hâline gelmesi.
- örnekleme — Hakkında konuşmak istediğin bütün topluluktan (evren), gerçekte ölçtüğün kesimi (örneklem) seçme işi; temsil gücünü büyüklük değil seçilme biçimi belirler.
- paradigma — Kuhn’da bir bilim topluluğunun paylaştığı örnek başarılar ve buna bağlı inanç, değer, araç bütünü; iletişim yazınında sık sık “baskın bakış açısı” anlamında gevşekçe kullanılır.
- penny press (bir kuruşluk gazete) — 1830’larda ABD kentlerinde ortaya çıkan, bir kuruşa sokakta satılan, geliri reklamdan sağlayan ve yerel-insani haberlere yönelen gazete türü.
- propaganda — Bir görüşü, inancı ya da tutumu simgeler, hikâyeler, haberler ve görüntülerle kitleye benimsetmeyi amaçlayan örgütlü çaba. Sözcük, 1622’de kurulan bir kilise kurulunun adından gelir; olumsuz yükü Birinci Dünya Savaşı sonrasında kazandı.
- rasyonelleşme — Weber’de dünyanın giderek hesaplanabilir ve öngörülebilir kılınması; büyüsü bozulma ve “çelik kabuk” (demir kafes) imgesiyle birlikte anılır.
- rezonans — Gündelik yaşam deneyimi ile televizyon mesajları örtüştüğünde kültivasyon etkisinin “çifte doz” alarak güçlenmesi.
- rızanın imalatı — Lippmann’ın 1922’de kullandığı ifade: kamuoyunun, analize dayanan bir “rıza yaratma” sanatıyla biçimlenebilmesi. Bernays 1947’de “engineering of consent” dedi; Herman ve Chomsky 1988’de ifadeyi kitap başlığı yaptı.
- Riley ve Riley modeli — John W. Riley ve Matilda White Riley’nin 1959 tarihli yaklaşımı: gönderici ve alıcı, birincil ve ikincil gruplar ile daha geniş bir toplumsal yapı içinde yer alır; iletişim toplumsal ve kurumsal bir faaliyettir.
- ritüel görüşü — İletişimi bilgi taşımaktan çok paylaşma, katılım ve topluluk olarak gören bakış; ortak inançların temsil edilip sürdürülmesine odaklanır. James W. Carey’nin aktarım görüşüne karşı önerdiği bakıştır.
- Schramm modeli — Wilbur Schramm’ın 1954 tarihli “How Communication Works” bölümündeki modeli: Shannon’ın mühendislik zinciri, iki kişinin deneyim daireleri, herkesin hem kodlayıp hem çözmesi ve geri bildirim.
- sembolik etkileşimcilik — Toplumu, insanların paylaştığı anlamlar üzerinden etkileşimde sürekli kurduğu bir süreç olarak gören, mikro düzeyde bir sosyoloji yaklaşımı; adını Blumer 1937’de koydu.
- sert çekirdek — Sarmala kapılmayıp görüşünü dışlanmayı göze alarak (ya da zaten dışlanmış olduğu için) savunmaya devam eden azınlık. Noelle-Neumann yanına “avangard”ı da ekler.
- Shannon–Weaver modeli — Bir iletişim sistemini kaynak, verici, kanal, alıcı ve hedef (bir de gürültü kaynağı) olarak çizen; mesajın ne kadar doğru taşınacağını ölçmeye odaklanan mühendislik kuramı.
- SMCR modeli (Berlo) — David Berlo’nun 1960 modelinin ders kitaplarındaki kısa adı: kaynak, mesaj, kanal, alıcı ve her birindeki sonucu belirleyen faktörler.
- sosyal laboratuvar — Kentin, toplumsal süreçlerin büyütülmüş ve görünür biçimde gözlenebildiği yer olarak görülmesi (Park, 1915); kontrollü bir deney odası anlamına gelmez.
- sosyoloji — Toplumun bilimsel incelenmesi; adını Comte’un 1839’da bir dipnotta yeni terim olarak sunduğu “sociologie” sözcüğünden alır.
- sözde çevre — Lippmann’ın terimi: insanla gerçek çevre arasına giren, davranışın asıl yanıt verdiği basitleştirilmiş temsil. Yalan demek değildir; sonuçları ise gerçek çevrede ortaya çıkar.
- sözlü iletişimin altı etkeni — Jakobson’a göre her sözlü iletişim edimi altı etkenden oluşur: gönderici, alıcı, ileti, bağlam, temas (kanal) ve kod. Her etken dilin farklı bir işlevini belirler.
- sözsüz iletişim — Sözcükler dışındaki her şey yoluyla, yani yüz ifadesi, jest, duruş, ses tonu ve mesafe gibi araçlarla kurulan iletişim; sözlü iletişimle birlikte ve çoğu zaman onu tamamlayarak işler.
- stereotip — Lippmann’ın sosyal-psikolojik anlamda yaygınlaştırdığı terim: karmaşık dünyayı tanımadan önce zihnimizde hazır bulunan, kültürün bize verdiği kalıp. Önce tanımlar, sonra görürüz.
- suskunluk sarmalı — İnsanlar çevrelerinde hangi görüşün güç kazandığını sezer; görüşü azınlıkta kalanlar dışlanma korkusuyla susar, bu da o görüşü olduğundan zayıf gösterir ve süreç sarmal gibi hızlanır. Elisabeth Noelle-Neumann’ın kuramı.
- şırınga (sihirli mermi) modeli — Kitle iletişim araçlarının mesajı edilgen ve kopuk alıcıya, deri altına enjeksiyon ya da isabet eden mermi gibi doğrudan ve benzer biçimde ilettiğini varsayan ders kitabı anlatısı; tarihçilere göre sonradan konmuş bir etiket.
- teknisyen propagandacı — Bu dersin kısaltması, Lasswell’ın terimi değil: 1927 kitabında propagandanın, anlamlı simgelerle kanaat yönetmenin ‘tekniğini’ inceleyen ve meslekleşen bir uzmanlık alanı olarak görülmesi.
- tekrarlanabilirlik krizi — Birçok yayımlanmış bulgunun yeniden yapıldığında aynı sonucu vermemesi ve bunun nedenlerinden biri olarak esnek analiz ve seçici raporlamanın tartışılması.
- telkin edilebilirlik — Kişinin gelen bilgiyi yeterince sınamadan doğru kabul etme eğilimi. Cantril Mars çalışmasında bunu “yargı ölçütleri” ve “kontrol etme” üzerinden açıkladı; kavram 20. yüzyıl başındaki telkin öğretisine uzanır.
- Thomas teoremi — İnsanlar durumları gerçek olarak tanımlarsa, durumlar sonuçları bakımından gerçektir (W. I. Thomas ve D. S. Thomas, 1928); inancın doğru olması gerekmez.
- toplum-merkezli — Medyayı esas olarak siyasi ve ekonomik güçlerin yansıması sayan; medya kuramını daha geniş toplum kuramının özel bir uygulaması gören bakış (McQuail).
- toplumsal olgu — Durkheim’da bireyin dışında var olan, ona baskı uygulayan davranış, düşünce ve duygu biçimleri; dil, para sistemi, yasa ve intihar oranı gibi.
- üstiletişim — İletişim hakkında iletişim: bir mesajın nasıl anlaşılması gerektiğini ve iki tarafın birbirine nasıl davrandığını belirten ipuçları. Watzlawick’e göre iletişimin ilişki boyutu, içerik boyutunu sınıflandırır.
- vahşet propagandası — Düşmanın vahşetlerini anlatan, kimi doğru kimi uydurma ya da doğrulanamaz hikâyelerle düşmanlık ve öfke uyandırma yöntemi.
- Weaver’ın üç düzeyi — İletişim sorunlarının üç katmanı: A teknik (semboller ne kadar doğru iletilir), B anlamsal (anlam ne kadar yerine ulaşır), C etkililik (alınan anlam davranışı ne kadar etkiler).
- Westley–MacLean modeli — Westley ve MacLean’in 1955–57 modeli: Newcomb’un A–B–X’ine, alıcı adına seçim yapan bir kanal rolü (C, kapı bekçisi) ve üç geri bildirim hattı eklenir.
- yanlışlanabilirlik — Bir kuramın, olası bir gözlemle bağdaşmayabilmesi; Popper’a göre bilimsel kuramı bilim dışı olandan ayıran ölçüt.
- yapısal işlevselcilik — Toplumu birbirine bağlı parçaların oluşturduğu bir sistem olarak gören ve bir kurumu ya da alışkanlığı bütünün sürmesine katkısıyla açıklayan, makro düzeyde bir sosyoloji yaklaşımı.
- yarı istatistiksel algı — Noelle-Neumann’a göre insanların, anket yapmadan, çevrelerinde hangi görüşün yükseldiğini, hangisinin gerilediğini sezmelerini sağlayan neredeyse istatistikçi gibi çalışan “altıncı duyu”.
- yayıncılık (broadcast) — Aynı programın bir merkezden çok sayıda alıcıya aynı anda ulaştırılması; radyo ve televizyonun temel biçimi.
- yönelim gereksinimi — Bir kişinin bir konuda haber medyasına başvurma isteğini yordayan kavram: kişisel ilgililik ile belirsizliğin birleşimi. Gündem belirlemenin kimde daha güçlü olacağını açıklar.