Kavram
telkin edilebilirlik
suggestibility
Kişinin gelen bilgiyi yeterince sınamadan doğru kabul etme eğilimi. Cantril Mars çalışmasında bunu “yargı ölçütleri” ve “kontrol etme” üzerinden açıkladı; kavram 20. yüzyıl başındaki telkin öğretisine uzanır.
Telkin edilebilirlik, bu derste Cantril’in Mars çalışmasındaki bir kavram olarak geçer: yayına inanıp korkanlar, o gece için, gelen bilgiyi yeterince sınamadan doğru kabul eden, yani “telkine açık” kişiler olarak tanımlanır. Cantril’e göre bu, sabit bir kişilik özelliğinden çok kişinin elindeki yargı ölçütlerine bağlıdır ve dört koşuldan biriyle ortaya çıkar: (1) kişinin ölçütü olguyu hemen “yerleştirmesine” izin verir (örneğin dinî ya da savaş korkusu çerçevesi); (2) kişi kontrol etmeyi dener ama güvenilmez veriyle, örneğin aynı kuşkuyu taşıyan komşularla kontrol eder ya da kontrolü ilk varsayımını doğrulayacak biçimde yorumlar; (3) hiçbir ölçüt yetmez ve kişi kendisine ilk sunulan yorumu kabul eder; (4) kişi başka yorumların da olabileceğini düşünmez bile.
Eğitim düzeyi, dinî inançlar, savaş korkusu ve ekonomik kaygılar bu ölçütleri etkileyebilir; ama Cantril paniği tutarlı biçimde açıklayan tek bir değişken bulmadığını yazar.
Kavramın eski bir geçmişi var: Parsons (2021), “telkin öğretisi”nin 20. yüzyıl başında sosyal psikolojide doğduğunu ve savaş öncesinde medya etkisinin baskın açıklamalarından biri olduğunu gösterir. Cantril de psikologların eskiden “eleştirel yeti” dediği şeyden söz eder, ama onu yargı ölçütleri ve kontrol etme üzerinden yeniden kurar. Bu yüzden Mars çalışması saf bir “şırınga” anlatısı değil, alıcının yayını nasıl sınadığı üzerine bir çalışmadır.
Örnek
Cantril’in özetindeki bir dinleyici pencereden dışarı bakıp sokağı “her zamanki gibi” bulur ve felaketin henüz kendi mahallesine ulaşmadığı sonucuna varır: kontrol etmiştir, ama ilk varsayımını doğrulayacak biçimde.