Kavram
çoğunluğun zorbalığı
tyranny of the majority
Tocqueville’e göre demokrasilerde çoğunluğun, karar verdikten sonra tartışmayı bitiren ve bağımsız düşünceyi susturan manevi gücü.
Tocqueville’in Amerika’da Demokrasi’sinin birinci cildinde çoğunluğun zorbalığı, bir çoğunluğun, sınırsız yetkiyle donatıldığında azınlığa ve bağımsız düşünceye zarar verebileceği fikridir. Yalnızca yasal ya da fiziksel baskı değil, fikir üzerindeki manevi güçtür: çoğunluk kararını verdikten sonra tartışma biter ve “boyun eğen bir sessizlik” hüküm sürer. Tocqueville Amerika’daki kadar az bağımsız düşünce ve tartışma özgürlüğü olan bir ülke bilmediğini yazar.
Ansiklopedi özetleri, Tocqueville’in Amerika’da iki istenmeyen gelişme gördüğünü söyler: yaygın bir çoğunluk zorbalığı ve merkezkaç bir bireycilik. Oxford Sosyoloji Sözlüğü de bu fikri modern kitle toplumu imgesinin ilk biçimi sayar ve “herkes birbirine benzeyen, ama herkes kendi başına yaşayan” insanlar tablosunu anar.
Tocqueville’in gerekçesi de dikkat çekicidir: insanlar bir araya gelince karakterlerini değiştirmez; güç bilinci de sabrı artırmaz. Bu yüzden hiçbir sayıdaki insana, tek bir kişiye vermeyeceği sınırsız yetkiyi vermek istemez. Bu, kalabalığın insanı dönüştürdüğünü söyleyen Le Bon’la ilginç bir karşıtlık kurar.
Kavram ilerde suskunluk sarmalı ve kamuoyu tartışmalarına bir köprüdür: toplumsal baskı yasa olmadan da işler.
Örnek
(Hayalî örnek.) Bir mahallede çoğunluk karar verdikten sonra karşı görüştekilerin sessizce tartışmayı bırakması, yasal bir yaptırım olmasa da çoğunluğun zorbalığı örneğidir.