AyarlarHesap

Ünite 1: Temeller: Toplum, İletişim ve Model

Chicago Okulu ve İletişim

Chicago Okulu’na göre toplum, ortak olan şeylerin iletişimle kurulmasıyla var olur: kent bu sürecin laboratuvarı, haber ve göçmen basını onun aracıdır; insanların durumu nasıl tanımladığı (Thomas teoremi) davranışı belirler, ama okulun kavramları kendi tarihsel bağlamında ve sınırlarıyla okunmalıdır.

  • 35 dk
  • Güncelleme: 20 Eylül 2026
Bu dersin içeriği
  1. Memlekette sigara kâğıdı, Amerika’da abonelik
  2. Bir milyondan üç milyona: sokağa çıkan sosyoloji
  3. Bu derste karşılaşacağın isimler ve yıllar
  4. “Mektuplarınızı gönderin”: mektup başına 10–20 sent
  5. Derin: Muhabir Park’ın rotası (Derin dalış)
  6. Temel iddia: toplum iletişimin içinde vardır
  7. Şehir laboratuvarı: neden şehir?
  8. Kavramlar sözlüğü
  9. Dannemora’nın gardiyanı ve bir cümle
  10. Derin: Merton’ın banka benzetmesi ve “Thomas öncesi Thomas” (Derin dalış)
  11. Varsayım: ortak olan şeyler iletişimle ortak olur
  12. Efsane: “Göçmen gazetesi göçmeni yabancı tutar”
  13. Derin: Dewey, Park ve hiç çıkmayan gazete (Derin dalış)
  14. Haber nasıl bütünleştirir? Beş adım
  15. Tanışıklık mı, hakkında bilgi mi? Haber ikisi de değil
  16. Kent bir ekosistem gibi okunursa: Burgess’in halkaları
  17. Laboratuvar 1: belgeli bir göçmen basını vakasını oku
  18. Laboratuvar 2 (alıştırma): mahallenin haber kanallarını haritala
  19. Kanıt: Park’ın basın çalışması ve savaş yıllarının sınavı
  20. Derin: The Polish Peasant’ın yöntem notu ve “durumun tanımı” (Derin dalış)
  21. Eleştiriler: halkalar, kentlilik ve dönemin dili
  22. Derin: Wirth’in medya kaygısı — aynı okul, iki ruh hali (Derin dalış)
  23. Derin: “Chicago mu Columbia mı?” kaba bir ikilik (Derin dalış)
  24. Bugün: iletişim altyapısı ve “hikâye anlatan mahalle”
  25. Derin: Chicago’dan çıkan izler — Blumer bir işaret olarak (Derin dalış)
  26. Sınavda böyle sorulur
  27. Özet kartı: Chicago’dan bir cümle

Bağlam ve doğuş

Hikâye

Memlekette sigara kâğıdı, Amerika’da abonelik

Haziran 1919. New York’ta çıkan Rusça bir gazetenin, Russkoye Slovo’nun editörü Mark Villchur, okurlarına yönelttiği bir anketin sonuçlarını yayımlıyor. Soru basit: eski ülkede gazete okuyor muydun? Gelen 312 yanıttan yalnızca 16’sı “düzenli” diyor. On kişi ara sıra köyün idari merkezinde gazete karıştırmış, on iki kişi haftalık bir dergiye abone olmuş. Amerika’da ise hepsi Rusça gazetelere abone ya da okur.

Bazı yanıtlar daha da renkli: Grodno, Minsk ve Volhynia taraflarından gelenler, memlekette gazeteyi sigara kâğıdı olarak kullandıklarını, burada ise düzenli okur olduklarını yazıyor. Kâğıt aynı kâğıt, iş değişmiş. Okurların dörtte biri bir de İngilizce Amerikan gazetelerine göz atıyor; kimi “beş sözcükten birini anlıyorum” diyor, kimi yalnızca manşetleri okuyor, çünkü manşetler kolay anlaşılıyor.

Sosyolog Robert Park bu anketi hem 1922 tarihli kitabında hem 1923 tarihli makalesinde kullandı. Bizim okumamız: şaşırtıcı bir olguyu gösterdiği için; insanlar yeni bir ülkeye gelince okumayı bırakmıyor, tersine başlıyor. Park’ın açıklaması kısa: haber, yeni bir çevreye uyum sağlamaya çalışan insanın kullandığı acil bir bilgidir; Amerika’da öğrenilecek, alışkanlık değiştirilecek çok şey vardı. Bu ders, o fikrin ve onu doğuran okulun hikâyesi.

Hikâye

Bir milyondan üç milyona: sokağa çıkan sosyoloji

1890 sayımında Chicago, ABD’nin ikinci büyük kentiydi: 1.099.850 kişi. 1930 sayımında 3.376.438. Kırk yılda üç kattan fazla. Üstelik 1890’dan 1920’ye Chicagoluların yaklaşık dörtte üçü ya göçmendi ya da göçmen çocuğuydu; 1900’de oran yüzde 80’e yaklaşıyordu. Göçmen nüfus 1930’da zirveye çıktı: yaklaşık 859 bin yabancı doğumlu ile 1,3 milyon göçmen çocuğu, yani kentin yüzde 65’i. Kentin gazeteleri de buna uygundu: sonradan yapılan bir tarama, Çek, Leh, Litvan, Norveç, Rus, İsveç ve daha nice topluluğun gazetesinden çeviri topladı.

Bu kentte, 1892’de, Albion Small ABD’nin ilk sosyoloji bölümünü kurdu; 1895’te American Journal of Sociology dergisini çıkardı. Yaklaşık 1915’ten 1935’e uzanan dönemde Chicago’daki sosyal bilimciler ampirik araştırmayı ve çeşitli nitel ve nicel yöntemleri öncülediler; bugün buna “Chicago Okulu” diyoruz.

Bizim yorumumuz: hızla büyüyen, bu kadar çok dilin konuşulduğu bir kent, “toplumu bir arada tutan nedir?” sorusunu kitap sayfalarından sokağa taşıyordu. Bu dersin sorusu da şu: Chicago’daki sosyologlar bu sorunun cevabında neden hep “iletişim”e vardı?

Kimler, ne zaman

Kart

Bu derste karşılaşacağın isimler ve yıllar

Yıl ezberlemek yerine “kim hangi soruya cevap veriyor?” diye oku; yine de iskelet şu:

  • 1892 – Albion Small: Chicago’da ABD’nin ilk sosyoloji bölümü.
  • 1915 – Robert Park: “Şehir” makalesi; kent bir “laboratuvar”.
  • 1916 – John Dewey: Democracy and Education; toplum iletişimin içinde vardır.
  • 1918–1920 – W. I. Thomas ve Florian Znaniecki: The Polish Peasant in Europe and America; göçmen mektupları veri olarak.
  • 1921 – Park ve Ernest Burgess: Introduction to the Science of Sociology ders kitabı.
  • 1922 – Park: The Immigrant Press and Its Control.
  • 1923 – Park: “The Natural History of the Newspaper”.
  • 1925 – Park ve Burgess: The City.
  • 1927 – Dewey: The Public and Its Problems.
  • 1928 – Thomas ve Dorothy Swaine Thomas: The Child in America; “durumun tanımı” teoremi.
  • 1938 – Louis Wirth: “Urbanism as a Way of Life”.
  • 1940 – Park: “News as a Form of Knowledge”.

Sıra hikâyeyi de anlatır: önce kent ve göçmen sorusu (Thomas, Park), sonra bu sorunun iletişim yanı (basın, haber), en sonra kentin kendi kuramı (Burgess, Wirth).

Hikâye

“Mektuplarınızı gönderin”: mektup başına 10–20 sent

  1. Lehçe günlüklerden Dziennik Związkowy’de garip bir ilan çıkıyor: eski ülkeden gelmiş mektupları olan herkes bunları ilan sahibine göndersin; amaç, Leh halkının doğasını göstermek. Mektup başına 10 ila 20 sent ödenecek, mektuplar geri verilecek. (Dziennik Związkowy, Polonya Ulusal İttifakı’nın günlük gazetesiydi.)

İlanı okuyanlardan biri, yüzden fazla mektubu olan bir göçmen, temkinli bir cevap yazıyor: ödül gerçekten var mı, mektupları geri alacak mı? Yazışmalar onun için değerli; savaş bitince memlekette bir çiftlik ve para bekliyor. “Bana bir güvence gönderin,” diyor. İki hafta sonraki mektubunda ise “cömertliğinize güveniyorum” yazıp mektupları yolluyor.

İlanın sahipleri W. I. Thomas ve Florian Znaniecki’ydi; ortaya The Polish Peasant in Europe and America çıktı. Kitapta mektup dizileri var; birinde memlekette yaşayan biri, artık gazeteler sansürsüz çıktığı için daha doğru yazdığını söyleyip Lehçe bir haftalığa, Gazeta Świąteczna’ya abone olmayı öğütlüyor. Yani gazete, verinin içinde de var.

Sosyoloji için bu bir eşikti: yalnızca sayımlar ve kuramlar değil, sıradan insanların kendi sözcükleriyle yazdığı belgeler de veri sayılıyordu. Bir Türkçe ansiklopedi maddesi, bu çalışmanın Amerikan sosyolojisinde nitel araştırma yöntemlerinin temelini attığını söyler.

Derin dalış

Derin: Muhabir Park’ın rotası

Robert Ezra Park, 14 Şubat 1864’te Pennsylvania’nın Harveyville kasabasında doğdu; büyüdüğü yer, ailesinin taşındığı Minnesota’nın Red Wing kentiydi. Michigan Üniversitesi’nde felsefe okudu; hocalarından biri John Dewey’di.

1887’den 1898’e kadar gazetecilik yaptı: Minneapolis, Detroit, Denver, New York ve Chicago gazetelerinde polis haberleri, genel görevler ve yazılar. Bir kaynak, ısrarla peşine düştüğü haberlerle ve yeraltı dünyasını yazmasıyla tanındığını söyler. Sonra akademiye döndü: 1899’da Harvard’da yüksek lisansını bitirdi; Berlin’de Georg Simmel’in derslerine girdi; 1904’te Heidelberg’de Masse und Publikum (Kalabalık ve Kamu) başlıklı tezle doktora yaptı. Bizim yorumumuz: 1921 ders kitabının “Kollektif Davranış” bölümünde de “kalabalık ve kamu” başlıklı bir kısım bulunması, gazeteci Park için “kamu” ve “haber”in hiç yabancı kavramlar olmadığını düşündürür.

Sonra Tuskegee Enstitüsü’nde Booker T. Washington’ın yanında halkla ilişkiler işine girdi. 1914’te Chicago Üniversitesi sosyoloji bölümüne katıldı; kenti araştırma laboratuvarı olarak kullanan “insan ekolojisi” yaklaşımını geliştirdi. Chicago’dan ayrıldıktan sonra Nashville’de Fisk Üniversitesi’nde ders verdi ve 1944’te orada öldü.

Not: kaynaklar Park’ın Tuskegee ve Chicago görevinin bitiş yıllarında birbirini tutmuyor; bu yüzden bu iki yılı yazmadık.

Temel iddia

Kart

Temel iddia: toplum iletişimin içinde vardır

Chicago Okulu’nun iletişim düşüncesini tek cümleye sıkıştırmak gerekirse: toplum, insanların bir şeyi ortak kılmasıyla mümkündür; ortak kılmanın yolu da iletişimdir. Yani iletişim, toplumun sonradan eklenen bir aracı değil, toplumun kendisidir.

Park bunu iki gücün dengesi olarak anlattı. Rekabet insanları birbirinden ayırır: düzenli bir dağılım ve iş bölümü getirir, bireyleşmeyi artırır. İletişim ise anlayış ve kültürel dayanışma kurar, bütünleştirir. İkisi birbirini tamamlar. Bizim yorumumuz: kent bu iki gücün en görünür olduğu yerlerden biridir; kentin gazetesi de iletişimin en görünür aracıdır. Park 1915’te gazeteyi kentin içindeki büyük iletişim aracı sayar ve kamuoyunun gazetenin verdiği bilgi üzerine kurulduğunu yazar.

Üç fikri aklında tut:

  1. Toplum = ortak dünya. Ortak dil, ortak haber, ortak dikkat olmadan “biz” kurulmaz.
  2. Kent = laboratuvar. Toplumsal süreçler orada büyütülmüş görünür, bu yüzden orada çalışılır.
  3. Haber = bir bilgi biçimi. Tanışıklıkla resmî bilgi arasında, kendi kuralları olan bir bilgi türü.

Bu iddialı cümlenin nasıl işlediğini, nerede zorlandığını ve kimlerce eleştirildiğini sırayla göreceğiz.

Kart

Şehir laboratuvarı: neden şehir?

Park’ın 1915 tarihli “Şehir” makalesinin son cümleleri, Chicago Okulu’nun sloganına en yakın metindir. Büyük bir kent, küçük topluluklarda genellikle örtülü kalan ve bastırılan nitelikleri kitlesel biçimde ortaya döker: insan doğasındaki iyiyi de kötüyü de “fazlasıyla” gösterir. Park’a göre bu, kenti insan doğasının ve toplumsal süreçlerin en elverişli biçimde incelenebileceği bir “laboratuvar ya da klinik” sayan görüşü haklı çıkarır.

Buradaki laboratuvar, sıkı denetimli bir deney odası değil. Bizim okumamız şu: kent her şeyi görünür kılıyor, gözlemci de sokağa, mahalleye, gazeteye gidip bakabiliyor. Nitekim Park aynı makalede araştırmacıya soru listeleri verir; örneğin bir mahallede “haber nedir?”, dikkat genel olarak neye yöneliyor, hangi örnekler alınıyor? Bu soruların ikisi de iletişimle ilgili: haber ve dikkat, bir topluluğun ortak dünyasının işaretleridir.

Aynı 1915 makalesi göçmenleri, toplumsal hareketliliği, kamuoyunu ve basını da tek çerçeveye alır; yani “kent” burada yalnızca binalar değil, insanların birbirine haber verme biçimidir. Bu yüzden ders başlığındaki “iletişim” sonradan eklenmiş bir vurgu değil: en azından Park’ın elinde, kent sosyolojisi baştan beri iletişim sosyolojisidir.

Kavramlar sözlüğü

Kart

Kavramlar sözlüğü

  • Chicago Okulu: 1915–1935 arasında Chicago Üniversitesi’nde kent, göç ve toplumsal düzen üzerine ampirik araştırma yapan sosyolog topluluğu.
  • İnsan ekolojisi: bitki ve hayvan topluluklarını çözümlemek için kullanılan bakışı insan ilişkilerine uygulamak; rekabet düzeni kurar, kültürel düzen bu rekabeti sınırlar.
  • Sosyal laboratuvar: kentin, toplumsal süreçlerin büyütülmüş biçimde gözlenebildiği yer olarak görülmesi.
  • Thomas teoremi: insanlar bir durumu gerçek olarak tanımlarsa, durum sonuçları bakımından gerçektir.
  • Kentlilik: Wirth’e göre görece büyük, yoğun, kalıcı ve toplumsal olarak farklılaşmış bireylerin yerleşimine özgü yaşam biçimi.
  • Göçmen basını: göçmenlerin kendi dillerinde çıkardığı gazeteler ve dergiler; Park’ın incelediği konu.
  • Bilgi biçimi olarak haber: haberi, tanışıklık ile resmî bilgi arasındaki sürekliliğin üzerinde, geçici ve konuşma doğuran bir bilgi türü sayan Park fikri.
  • Kamuoyu: Park’a göre kentte gazetenin verdiği bilgi üzerine kurulan ortak kanaat.

Bu sözlüğün çoğu, ilerleyen kartlarda birer örnekle canlanacak.

Hikâye

Dannemora’nın gardiyanı ve bir cümle

Yıl 1928. William I. Thomas ve Dorothy Swaine Thomas, çocuk davranışını konu alan kalın bir kitabın (The Child in America) yöntem bölümünde uç bir örnek veriyor: Dannemora hapishanesinin gardiyanı, mahkemenin bir mahkûmu geçici olarak dışarı çıkarma emrini yerine getirmeyi reddetmiş, çünkü adam çok tehlikeliymiş. Mahkûm, sokakta kendi kendine konuşan birkaç kişiyi öldürmüştü; dudaklarının kıpırdamasından kendisine hakaret ettiklerini sanmış ve buna göre davranmıştı.

Hemen ardından şu cümle geliyor: insanlar durumları gerçek olarak tanımlarsa, durumlar sonuçları bakımından gerçektir. Robert K. Merton bu cümleyi sonradan “Thomas teoremi” diye adlandırdı ve onu sosyal bilimler için temel bir teorem saydı.

Nokta şu: gerçekte kimse ona hakaret etmiyordu. Ama davranışı belirleyen “nesnel” durum değil, adamın durumu nasıl tanımladığıydı. Thomas’lar bu yüzden araştırmacının yalnızca doğrulanabilir koşulları değil, kişinin o koşulları nasıl gördüğünü de kaydetmesi gerektiğini savunuyordu; çünkü davranış, çoğu kez kişinin durumu tanımlama biçimine bağlıdır.

İletişim dersi için anlamı şu: söylenti, manşet, sohbet gibi şeyler, insanlara “durum”u tanımlatan malzemedir. Onların doğruluğu kadar, insanların onlara nasıl inandığı da sonuç üretir.

Derin dalış

Derin: Merton’ın banka benzetmesi ve “Thomas öncesi Thomas”

Merton 1948’de teoremi açıkça bir benzetmeyle canlandırır. Yıl 1932; Last National Bank sağlıklı bir bankadır, başkanı Cartwright Millingville de bununla gurur duyar. Bir sabah bankaya girerken kasa önünde iki düzine kadar adamın sıraya girdiğini görür; sıra giderek uzar. Merton’a göre bu, “bir durumun gerçek olarak tanımlanması”dır: bankanın iflas ettiği söylentisine yeterince mevduat sahibi inanınca, söylenti banka iflasına yol açar.

Dikkat: bu, tarihte yaşanmış belli bir banka değil, Merton’ın kendisinin “sosyolojik bir benzetme” dediği kurgu bir öyküdür; banka da başkanı da uydurmadır. Merton, benzetmeden şu genel sonucu çıkarır: bir durum hakkındaki kamusal tanımlar (kehanetler, öngörüler) durumun ayrılmaz parçası olur ve sonraki gelişmeleri etkiler. Bu, insan işlerine özgüdür: Halley kuyruklu yıldızının dönüşü hakkındaki öngörü kuyruklu yıldızın yörüngesini değiştirmez; ama bir bankanın iflas edeceği söylentisi banka iflasını doğurabilir.

İkinci ilginç ayrıntı: Merton, esasen aynı teoremin Thomas’tan çok önce, disiplinli ve gözlem gücü yüksek zihinlerce defalarca ortaya konduğunu da yazar; örnek olarak Bossuet, Mandeville, Marx ve Freud’u sayar. Bizim yorumumuz: teoremin ünü, fikrin yeniliğinden çok, kısa bir cümleye sığması ve bir isim almasından gelmiş olabilir.

Bizim yorumumuz: söylentinin hangi kanaldan yayıldığı (gazete, telefon, sohbet) benzetmenin iletişim yanıdır; kanal, “durumun tanımı”nın kaç kişiye ulaşacağını belirler.

Varsayımlar

Kart

Varsayım: ortak olan şeyler iletişimle ortak olur

Chicago Okulu’nun iletişim fikri, filozof John Dewey’den geliyordu. Dewey 1916’da şunu yazdı: toplum yalnızca aktarım ve iletişim yoluyla sürmekle kalmaz; aktarımın ve iletişimin içinde vardır (“it may fairly be said to exist in transmission, in communication”). Ardından bir sözcük oyunu: common (ortak), community (topluluk) ve communication (iletişim) arasında yalnızca sözcük düzeyinde bir bağ yoktur; insanlar, ortak sahip oldukları şeyler sayesinde topluluk olur, ortak sahip olmanın yolu da iletişimdir. (Türkçede bu oyun tutmuyor: “ortak”, “topluluk” ve “iletişim” aynı kökten sözcükler değil.)

Park ve Burgess 1921’de bu pasajı ders kitaplarına aldı ve iletişimi “Dewey’in tanımladığı biçimiyle” ele aldı. Dewey 1927’de aynı fikri siyasete taşıdı: sanayi ve teknolojinin bağladığı “Büyük Toplum”, “Büyük Topluluk”a dönüşmedikçe kamu tutulma (eclipse) içinde kalır ve yalnızca iletişim bir Büyük Topluluk yaratabilir.

Michigan’da Charles Horton Cooley de 1909’da iletişimi, insan ilişkilerinin var olduğu ve geliştiği düzenek diye tanımlıyor ve buna konuşma ve yazının yanında matbaayı, demiryolunu, telgrafı ve telefonu da katıyordu (bu ders yalnızca işaret ediyor; Cooley başka bir dersin konusu).

Bizim okumamız: bu, sonradan ritüel görüşü denecek fikre akrabadır. İletişim, yalnızca bilgi taşımak değil, ortak bir dünya kurmaktır; ayrıntısı İletişimin Ritüel Görüşü: Carey dersinde.

Yanlış anlama avı

Efsane: “Göçmen gazetesi göçmeni yabancı tutar”

Ne sanılıyor? Kendi dilinde gazete okuyan göçmen yeni ülkeyi öğrenmez; göçmen basını bir tür “ayrı devlet”tir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında bu kuşku yasal bir denetime dönüştü: 6 Ekim 1917 tarihli yasa, savaş ve hükümetle ilgili yabancı dilli yazıların İngilizce çevirisinin postane müdürlüğüne verilmesini şart koştu.

Ne söylüyor? Park’ın 1922 kitabı meseleyi “fren mi, gaz pedalı mı?” diye soruyor. Litvanca Draugas gazetesinin editörü, yabancı dilli basının cemaatleri ayırıp uyumu engellediğini savunuyor; başka editörler ise gazetenin, özellikle ilk kuşak göçmenin Amerikan ortamında yönünü bulmasına ve entelektüel, siyasal ve toplumsal hayata katılmasına yardım ettiğini söylüyor.

Park’ın kendi varış noktası: bu içeriğe bağlıdır. Basın, içeriğine göre asimilasyonu hızlandırabilir de yavaşlatabilir de; göçmenin ilgisini memlekete çevirebilir, ama Amerika’yı ona tanıtıp sevgi kuracağı malzemeyi de verebilir. Yani basın, tek başına “iyi” ya da “kötü” bir etken değil; ne söylediğine bağlı bir köprü ya da duvar.

Bir sınır notu (bizim değerlendirmemiz): Park bu tartışmayı editör görüşleri, anketler ve gözlemlerle aktarıyor; yani bir sayısal etki sınaması değil, betimleyici bir çalışma bu. Ondan “fren” ya da “gaz” yönünde kesin bir ölçüm beklemek yanlış olur; ama dilin kendisinin suçlanmasına karşı iyi bir uyarıdır.

Derin dalış

Derin: Dewey, Park ve hiç çıkmayan gazete

Dewey ile Park arasındaki bağ yalnızca kitaplardan ibaret değil. Park Michigan’da Dewey’in öğrencisiydi; Dewey onu gazeteci Franklin Ford’la tanıştırdı ve Park ile Ford kamuoyunu haber yapacak bir gazete tasarladı: Thought News. Gazete hiç yayımlanmadı.

Bir incelik: Dewey Chicago’da 1894–1904 arasında, felsefe bölümünü yönetti ve Laboratuvar Okulu’nu kurdu; Park ise Chicago’ya 1914’te geldi. Yani Chicago’da aynı koridoru paylaşmadılar; bağları kişisel ve düşünsel bir bağdı.

Dewey’in The Public and Its Problems (1927) kitabı haber hakkında da bir şey söyler: haber, yeni olmuş şeydir ve eskiden, alışılmış olandan saptığı için yenidir; ama anlamı, neyi ifade ettiğine ve toplumsal sonuçlarına bağlıdır. Bu, Park’ın 1940’taki “haber ani ve belirleyici değişimleri konu alır” düşüncesine tanıdık gelir (bizim gözlemimiz).

Dewey bu kitapta Walter Lippmann’a açıkça borcunu da kaydeder: Public Opinion ve The Phantom Public kitaplarından yararlandığını yazar. Lippmann’ın Public Opinion (1922) kitabı, Lippmann’ın “kafamızdaki resimler” fikriyle Gündem Belirleme dersinin de başlangıç noktasıdır. Yani Chicago’nun iletişim düşüncesi, ilerideki kamuoyu ve gündem tartışmalarıyla aynı düğümde buluşur.

Nasıl işler, adım adım

Adım adım

Haber nasıl bütünleştirir? Beş adım

Park’ın haber üzerine metinlerini tek bir mekanizmada topladığımızda şöyle bir zincir çıkıyor (sıralama bizim özetimiz):

  1. Küçük dünya. Köyde yaşam yüz yüze ilişkilere dayanır: konuşma ve komşu dedikodusu. “Köyde herkes herkes hakkında her şeyi bilir.”
  2. Kent ve yeni çevre. Göçmen, sanayi kentinde aniden geniş, tanıdık olmayan bir çevrenin içindedir. Bu çevrede uyum için kullanılan acil bilgiye “haber” denir.
  3. Ortak zemin olarak gazete. Gazete kentin içindeki büyük iletişim aracıdır; kamuoyu onun verdiği bilgiye dayanır. Modern gazete kent hayatının ürünüdür.
  4. Olay seçilir ve konuşulur. Haber, insanları konuşturacak türden olaylardır; çoğunlukla ani ve belirleyici değişimler getirenlerle sınırlı kalır.
  5. Ortak anlayış ve katılım. Haber, mesajı anlaşıldığı ve önemli göründüğü kadar yayılır; yayıldıkça bir toplumun üyeleri ortak siyasal eyleme daha çok katılır.

Özet: Park’ın merceğinde haber, bir “etki” değil bir “bağ” kurar; kent toplumunun ortak dikkatini ve ortak konuşmasını doğuran mekanizmadır (bizim özetimiz).

Kart

Tanışıklık mı, hakkında bilgi mi? Haber ikisi de değil

Bir arkadaşını tanımak ile onun hakkında bilgi sahibi olmak aynı şey mi? Filozof ve psikolog William James 1890’da bu ikisini ayırdı: bir şeyi tanımak (acquaintance with), onun bıraktığı çıplak izlenimle yetinmektir; hakkında bilgi (knowledge about) ise onun ilişkilerini bilmektir. Bizim örneğimiz: bir çorbanın tadını bilmek başka, o çorbanın hangi mutfaktan geldiğini, nasıl yapıldığını bilmek başka.

Park 1940’ta James’in ayrımını habere uyguladı. Ona göre “hakkında bilgi” resmî (biçimsel) bilgidir; “tanışıklık” ise düzensiz, sezgisel, sağduyuya yakın bilgi. Bu ikisi bir süreklilik oluşturur ve haberin bu sürekliliğin üzerinde kendine özgü bir yeri vardır: geçici ve çabuk eskiyen bir bilgidir. Haber “insanları konuşturacak” türdendir, çoğunlukla ani ve belirleyici değişimlere yol açan olaylarla sınırlıdır ve işlevi insanı ve toplumu gerçek dünyada yönlendirmektir.

Bu neden önemli? Çünkü haber, bir tarih kitabının dünyayı kalıcı biçimde anlatmasından da, bir komşunun seni tanıyor olmasından da farklı bir şey: bu sabah dünyanın nerede durduğunu söyleyen bilgi. Aynı bilgi yarın “eski”dir. Chicago’nun iletişim düşüncesi, haberi bu kadar somut ve geçici bir bilgi türü olarak ciddiye almasıyla dikkat çekiyor.

Adım adım

Kent bir ekosistem gibi okunursa: Burgess’in halkaları

İnsan ekolojisi fikri şöyle işler. Park’a göre bitki ve hayvan topluluklarını çözümlemede kullanılan tür bir bakış insan ilişkilerine de uygulanabilir; rekabet düzeni kurar, kültürel düzen ise bu rekabeti ekonomik, siyasal ve ahlaki düzeylerde sınırlar. Kente uygulanınca:

  1. Rekabet yeri böler. İnsanlar ve işlevler, kentte yer için yarışır.
  2. Kültür rekabeti sınırlar. Yarış hiçbir kuralsız işlemez; gelenekler, yasalar, ahlak yarışın biçimini belirler.
  3. Halkalar ortaya çıkar. Ernest Burgess 1925’te The City kitabında kentin büyümesini, merkezdeki iş bölgesinden dışa doğru genişleyen halkalar olarak çizdi; model Chicago gözleminden doğdu.
  4. İletişim de yerleşir. Wirth’in 1938 makalesi, kentlerin baskın konumunu açıklayan öğeler arasında basını, radyo istasyonlarını, tiyatroları, kütüphaneleri ve yayın merkezlerini sayar; yani medya, nüfusun yoğunlaştığı yerde toplanır.

Halkaları ezberleme: model sonradan eleştirildi (eleştiri kartına bak). Dersin iletişim yanı ise şu: kent yalnızca bir yer değil, iletişim yoğunluğu; medya ve haber, ekolojik düzenin bir parçasıdır.

Laboratuvar

Laboratuvar 1: belgeli bir göçmen basını vakasını oku

Elimizde Park’ın kitabından başka, Chicago’nun kendi gazetelerinden derlenmiş bir belge yığını da var: Chicago Yabancı Dil Basını Taraması. 1936’da Illinois’in Works Progress Administration projesi olarak, Chicago Halk Kütüphanesi’nin destekçiliğinde kuruldu; Chicago’daki yabancı dilli gazetelerden yaklaşık 120.000 daktilo sayfası çeviri üretti; proje 1941’de sona erdi ve 1942’de yayımlandı. Çalışanlar makaleleri konu kodlarına göre seçti, çevirdi ve sınıflandırdı; editörler çevirileri gözden geçirdi. Newberry Kütüphanesi arşivi sonradan sayısallaştırdı. Projenin sorusu, kentin nasıl geliştiğiydi; özellikle asimilasyon ve kültürel yayılma.

Alıştırma (bir okuma alıştırması). Newberry Kütüphanesi’nin çevrimiçi arşivine ulaşabiliyorsan bir yazı seç ve dört soru sor: (1) Yazı kime hitap ediyor? (2) Okuru yeni kente ve yeni işine hazırlayan, Park’ın deyişiyle acil bir bilgi mi veriyor? (3) Eski ülkeyle ilgili ne var? (4) Bu tek yazıdan “basın asimilasyonu hızlandırır” ya da “geciktirir” sonucu çıkar mı?

Dördüncü sorunun cevabı hayır: tek örnek kanıt değil. Ayrıca yazılar bir seçki: proje önceden belirlenmiş konu kodlarına göre seçim yaptı ve yazılar çeviri. Bir kaynağı kanıt olarak kullanmadan önce onu kimin, neyi neden seçtiğini sormak, her arşiv çalışmasının temel alışkanlığıdır.

Laboratuvar

Laboratuvar 2 (alıştırma): mahallenin haber kanallarını haritala

Bu bir alıştırmadır; veri toplamıyor, gözlem alışkanlığı kazandırıyor. Park’ın 1915 makalesindeki soru listesinden ilhamla: “bu mahallede haber nedir? Dikkat genel olarak neye yöneliyor?”

Kendi mahallenden (ya da yurdundan, köyünden) bir bölge seç ve yirmi dakikada şunu çiz:

  1. Kanalları say. Kim kime nasıl haber veriyor? Duvar ilanı, esnaf, okul, dernek, ibadethane, komşu grubu, yerel sayfa, muhtarlık duyurusu, mesajlaşma grubu… kendi listeni yaz.
  2. Kime ulaşıyor? Her kanalın kimlere ulaştığını, kimleri dışarıda bıraktığını not et (dil, yaş, işi, bilgisayar erişimi).
  3. Ne tür bilgi akıyor? Acil bilgi (su kesintisi), sohbet, resmî duyuru?
  4. Boşlukları ara. Hangi sakin hiçbir kanaldan haber almıyor olabilir?
  5. Tek cümlelik bir tez yaz: “Bu mahallede haber şöyle dolaşır…”

Dikkat: bu alıştırma bir hipotez üretir, kanıt üretmez. Başkalarının kişisel bilgilerini yazma; grup mesajlarının içeriğini kopyalama, yalnızca kanalın türünü ve kime ulaştığını not et. Chicago’daki araştırmacılar da belli davranışların görüldüğü yerleri haritalara işlerdi; nokta haritaları ve istatistik bu okulun araçlarındandı.

Kanıtlar ve çalışmalar

Kart

Kanıt: Park’ın basın çalışması ve savaş yıllarının sınavı

The Immigrant Press and Its Control (1922), Carnegie Corporation’ın parasıyla yürütülen ve “Americanization Studies” adı verilen bir dizinin parçasıydı; önsöze göre malzeme dizinin göçmen basını bölümünce toplanmıştı. Yani Park tek başına bir masada değil, bir araştırma bürosunun malzemesiyle çalıştı.

Kitabın çarpıcı bir bölümü savaş yıllarını anlatır. Park’a göre göçmen basınını denetlemeye yönelik ilk ciddi kamusal girişim Birinci Dünya Savaşı’nda, düşman propagandasına karşı başladı. Park, Posta İdaresi arşivindeki duruşma kayıtlarına dayanarak, postane hizmetinden fiilen yoksun bırakılan yabancı dilli gazetelerin sayısının çok az, “muhtemelen ondan fazla değil” olduğunu yazar; bazı gazete büroları Adalet Bakanlığınca basıldı, ama Posta İdaresi hiçbir gazeteyi kapatmadı. Ayrıca 5 Ekim 1917 ile 14 Ocak 1919 arasında 650 yabancı dilli gazeteye çeviri dosyalamadan yayımlama izni verildi.

Bu ne kadar güçlü bir kanıt? Bizim değerlendirmemiz: resmî kayıtlara dayanan bir betimleme; devletin ne yaptığını gösteriyor, basının okuru nasıl etkilediğini değil. Basının etkisi hakkında Park, editör beyanları ve Villchur gibi anketlerle yetinir. Yani Chicago’nun gücü, sayılarla sınanmış nedensel iddialardan çok, “nerede, kim, nasıl?” sorularını belgelerle betimlemesindedir; bu yüzden onu “yanlış” ya da “doğru” diye değil, hangi soruya cevap verdiğine bakarak değerlendirmek gerekir.

Derin dalış

Derin: The Polish Peasant’ın yöntem notu ve “durumun tanımı”

Thomas’ın teoremi 1928’de çıkmadan on yıl önce, Thomas ve Znaniecki’nin The Polish Peasant in Europe and America çalışmasının 1918’de yayımlanan birinci cildinde bir yöntem notu vardı. Notta, bir toplumsal edimi anlamak için üç tür veriye bakılması gerektiği söylenir: (1) bireyin ya da toplumun içinde hareket ettiği nesnel koşullar, yani belli bir anda onun bilinçli durumunu doğrudan ya da dolaylı etkileyen değerler bütünü; (2) bireyin ya da grubun önceden var olan tutumları; (3) durumun tanımı, yani koşulların ve tutumların az çok açık bir kavranışı.

Yazarlar durumun tanımını “iradenin her edimi için gerekli bir ön hazırlık” sayar: verili koşullarda ve verili tutumlarla sonsuz sayıda eylem mümkündür; belirli bir eylem ancak koşullar seçilir, yorumlanır ve birleştirilirse ortaya çıkar. Çoğu zaman bir düşünme süreci yaşanır: ya hazır bir toplumsal tanım uygulanır ya da yeni bir kişisel tanım üretilir.

Bizim yorumumuz: 1928’in ünlü cümlesi bu yöntem düşüncesinin kısa hâli gibi okunabilir; tanım, davranışın koşuludur. Ayrıca yalnızca birinci cildi okuduk; eserin diğer ciltleri (örneğin göçmen yaşamına ayrılan cilt) burada anlatılmıyor. Bu kart, kuramın tek cümlelik biçiminin arkasında bir yöntem programının durduğunu göstermek için var.

Eleştiriler ve sınırlar

Kart

Eleştiriler: halkalar, kentlilik ve dönemin dili

Chicago Okulu’na yöneltilen üç eleştiri sık tekrarlanır.

  1. Model fazla basit ve fazla Amerikan. Burgess’in halkaları Amerikan kentleri için geliştirildi; başka bağlamlarda, örneğin merkezin yüksek statülü olduğu sanayi öncesi Avrupa kentlerinde uymuyor; işyeri ile konutun ayrılması ise ancak yirminci yüzyılda genelleşti.
  2. Wirth’in kentliliği ve Fischer. Claude Fischer 1975’te, Wirth’in kuramının ekolojik etkenleri yadsıyan bir bakış tarafından gölgede bırakıldığını, ama o bakışın kentteki “alışılmadık”lığı açıklayamadığını yazdı. Kendi modeline göre nüfusun yoğunlaşması alt kültürlerin çeşitlenmesine, güçlenmesine ve aralarında yayılmaya yol açar. Fischer Wirth’i çöpe atmaz: büyüklük değişkenini farklı biçimde geri getirir.
  3. Dönemin dili. Park’ın kitabı “Americanization Studies” dizisindeydi ve asimilasyon onun için hem bir gözlem hem bir hedefti. Bizim okumamız: asimilasyon tek yönlü bir hedef gibi kurulunca göçmenin dilini ve kimliğini engel saymak riski doğar. Park’ın metni bu riske kısmen karşı çıkar: göçmenin dili ve anıları kişiliğinin parçasıdır, yolda kaybedilebilecek bir bagaj değildir; asimilasyon zihinsel çatışma yokken daha kolaydır.

Savunanların yanıtı? Bu ders için doğrulayabildiğimiz bir savunma yok; burada kaynakların yalnızca eleştirileri var. Dürüst bir sonuç: Chicago’nun kavramlarını (ekoloji, kentlilik, asimilasyon) tarihsel bağlamlarında, sınırlarını bilerek kullan.

Derin dalış

Derin: Wirth’in medya kaygısı — aynı okul, iki ruh hali

Louis Wirth 1938’de kenti “görece büyük, yoğun, kalıcı ve toplumsal olarak farklılaşmış bireylerin yerleşimi” diye tanımladı. Aynı makale medyaya da değinir. Okulların, sinemanın, radyonun ve gazetelerin, kitlesel bir kitleye seslendikleri için “düzleştirici” etki yaptığını yazar; kentte kitlelerin, iletişim araçlarını uzaktan ya da perde arkasından denetleyen kişilerce sembollerle ve basmakalıplarla yönlendirilebildiğini, bu koşullarda kendi kendini yönetmenin lafta kalabileceğini (“a mere figure of speech”) söyler.

Bizim okumamız: bu ton, Park’ın 1915’te gazeteyi kamuoyunun dayanağı sayan görece umutlu diliyle yan yana ilginç bir kontrast kurar. Ama Park da naif değildi: 1938 tarihli makalesinde sinemanın, haberin kendisinden daha çok yerel kültürleri “yıkıcı” biçimde etkileyebileceğini düşünür. Yani Chicago’nun iletişim düşüncesi ne saf iyimserlik ne saf kaygıdır.

Bizim gözlemimiz: Wirth’in bu tonu, ilerideki Kitle Toplumu ve Kitle Kültürü Kuramı dersinde göreceğin kitle toplumu tartışmasına yaklaşır: büyük, anonim bir nüfus ve uzaktan yönetilen semboller. Ama Wirth’in kaygısı bir kuramın sonucu değil, bir kentlilik çözümlemesinin yan ürünüdür; iki ayrı gelenek olarak değerlendirmek daha güvenli olur.

Derin dalış

Derin: “Chicago mu Columbia mı?” kaba bir ikilik

Sık anlatılan bir ikilik var: Chicago saha ve nitel, Columbia anket ve nicel. İçinde doğru bir çekirdek var ama kaba.

Çekirdek. Columbia’da Paul Lazarsfeld ve Robert Merton çevresinde anket tasarımı ve “orta düzey kuramlar” gelişti; Samuel Stouffer The American Soldier çalışmasını yönetmişti, Lazarsfeld ise Columbia’da radyo araştırma ofisini kurmuştu. Chicago’da yetişmiş Herbert Blumer ise 1956’da “değişken çözümlemesi”ni eleştiren bir yazı yayımladı.

Kabalık. (a) Chicago yalnızca nitel değildi: Bulmer’e göre 1915–1935 arası çeşitli nitel ve nicel yöntemler öncülendi. (b) Lazarsfeld yalnızca nicelci değildi: Jeřábek, literatürde onun çoğu zaman salt nicel yöntemci sayıldığını, oysa nicel ve nitel yöntemleri birleştirdiğini yazar; “neden?” sorusunu soran gerekçe çözümlemesi nitel başlar, nicel biter.

Gerçek kayıp. Wahl-Jorgensen’e göre Chicago’nun ilk iletişim programları kısa ömürlü disiplinlerarası komitelerdi ve kurumsal destek yokluğundan öldü; alan tarihinde bugün bilinmiyorlar. Aynı yazarın başka bir çalışması iki hikâye anlatır: bir zafer öyküsü (Chicago’nun medya araştırmasındaki normatif ve ampirik etkisi) ve bir kayıp öyküsü (toplumsal duyarlı, çoğu nitel yaklaşımın gerilemesi). İkisi de doğrudur.

Bizim çıkarımımız: rekabet kişiler ve kurumlar arasındaydı, yöntemler arasında değil. “Hangi soru için hangi yöntem?” sorusu, “kim haklı?” sorusundan daha verimli.

Günümüzde: sosyal ve dijital medya

Kart

Bugün: iletişim altyapısı ve “hikâye anlatan mahalle”

Park’ın göçmen basını sorusu bugün de canlı. Ball-Rokeach, Kim ve Matei 2001’de, Los Angeles’ta yedi mahallede, eski ve yeni göçmen topluluklarda çok dilli veriyle şunu inceledi: insanı bir evin sakininden bir mahallenin üyesine dönüştüren nedir? Buldukları: aidiyetin en önemli etkeni, sakinleri, toplum örgütlerini ve yerel medyayı birbirine bağlayan etkin ve bütünleşik bir “hikâye anlatma sistemi”ydi.

Bu, Park’ın fikrinin dolaylı bir torunu gibi okunabilir (bizim yorumumuz): topluluk, ortak haber ve ortak anlatıyla kurulur. Ama iki dikkat notu. Birincisi, çalışma 2001 tarihli; özetinde bugünün mesajlaşma grupları ya da sosyal medya yer almıyor. Bu yüzden “grup sohbeti bir hikâye anlatma sistemidir” demek, kanıta değil bizim akıl yürütmemize dayanır. İkincisi, bulgu “ne kadar yerel medya, o kadar aidiyet” diye basit okunmamalı: vurgulanan, sistemin bütünleşik ve etkin olmasıdır.

Aynı akıl yürütmeyi Thomas teoremine de uzatabiliriz (yine bizim akıl yürütmemiz): bir söylenti ya da manşet, yeterince insan onu gerçek saydığında sonuç üretir; mahalle grubu bir söylentiyi hızla taşıyabilen bir kanaldır. Chicago’nun iki fikri, yani ortak bilgi kurar ve tanımlar davranışı belirler, bugünün ağlarında da birbirini besler.

Derin dalış

Derin: Chicago’dan çıkan izler — Blumer bir işaret olarak

Chicago’nun iletişim mirasını izlemek için bir yol, Herbert Blumer’den geçer. Blumer 1928’de Chicago’da doktorasını yaptı ve 1937’de, W. Schmidt’in derlediği Man and Society kitabındaki sosyal psikoloji yazısında “sembolik etkileşim” terimini ortaya attı. Chicago’da George Herbert Mead’in düşüncesinden etkilendiği yazılır. Sembolik etkileşimcilik, ilerideki Yapısal İşlevselcilik ve Sembolik Etkileşimcilik dersinde ayrıca işlenecek; burada yalnızca bir işaret bırakıyoruz.

Blumer’in bir de medya araştırması vardı: Movies and Conduct (1933), Payne Fund çalışmalarından biridir. O çalışmaların hikâyesi Payne Fund Çalışmaları ve Mars'tan Gelen İstila dersinde.

Wahl-Jorgensen’in özeti burada yerinde durur: Chicago Okulu medya araştırmasının yönünü ince ama derin biçimde etkiledi; ama medya araştırmacılarıyla ilişkisinin tarihi, kaçırılmış bağlantılar ve fırsatlar tarihidir de. Yani Chicago’nun mirası bir zafer ve bir kayıp öyküsü olarak birlikte okunmalı; bir okulun hâlâ sürdüğünü ya da tümüyle bittiğini söylemek, ikisini de eksik bırakır.

Sınavda böyle sorulur

Kart

Sınavda böyle sorulur

Sık çıkan kalıplar

  • “Göçmen basınını inceleyen, haberi bir bilgi biçimi sayan sosyolog kimdir?” → Robert E. Park (The Immigrant Press and Its Control, 1922; “News as a Form of Knowledge”, 1940).
  • “‘İnsanlar durumları gerçek olarak tanımlarsa…’ cümlesi kimindir?” → W. I. Thomas (ve Dorothy Swaine Thomas, 1928); adı Merton’dan.
  • “Eş merkezli halkalar modeli kime aittir?” → Ernest Burgess (1925).
  • “Yaşam biçimi olarak kentlilik?” → Louis Wirth (1938).
  • “İletişim ve topluluk arasındaki bağ?” → John Dewey (1916, 1927).

Cazip yanlışlar

  • The Polish Peasant’ı Park’a yazmak: eser Thomas ve Znaniecki’nindir.
  • Thomas teoremini “insanlar yanlış şeye inanırsa yanlış sonuç doğar” diye okumak: teorem, inanç yanlış olsa bile sonuçların gerçek olacağını söyler.
  • “Chicago = nitel, Columbia = nicel” kalıbını kesin saymak: derin karttaki nüanslara bak.
  • Park’ı akademisyen olarak doğmuş sanmak: 1887–1898 arasında gazetecilikle geçen bir geçmişi var.

Alternatif adlar. Okulun adı Türkçe kaynaklarda “Chicago Okulu”, “Şikago Okulu”, “Chicago Sosyoloji Ekolü”, “ekoloji okulu” ya da “ekolojik okul” olarak geçer. Human ecology için “insan ekolojisi”, kent için “sosyal laboratuvar” kullanılır. Wirth’in makalesi bir Türkçe kaynakta “Bir Yaşam Biçimi Olarak Kentlileşme” başlığıyla geçer; bu ders “kentlilik” diyor. Bunlar tipik sınav örüntüleridir; hangi kaynağı okursan oku soruyu “kim, hangi soruya cevap veriyor?” süzgecinden geçir.

Özet kartı

Özet

Özet kartı: Chicago’dan bir cümle

  • Bağlam: hızla büyüyen, göçmenlerle dolu Chicago; 1892’de ilk sosyoloji bölümü; 1915–1935 “Chicago Okulu”.
  • Temel iddia: toplum iletişimin içinde vardır (Dewey); iletişim bütünleştirir, rekabet ayırır (Park).
  • Kent = laboratuvar (Park 1915): saha gözlemi, haritalar, mektuplar, gazeteler.
  • Göçmen basını: fren mi gaz mı? Park: içeriğe bağlı. Savaşta çeviri şartı; Posta İdaresi kayıtlarında yalnızca çok az gazete hizmetten yoksun kaldı.
  • Haber bir bilgi biçimidir (Park 1940): tanışıklık ile resmî bilgi arasındaki süreklilikte geçici, konuşma doğuran, dünyada yönlendiren bilgi (James’in ayrımından).
  • Thomas teoremi (1928): durumları gerçek tanımlarsan sonuçları gerçektir; inancın doğru olması gerekmez. Merton adını koydu; banka benzetmesi kurgudur.
  • İnsan ekolojisi ve Burgess halkaları: kentin rekabetle biçimlenmesi; eleştiri: Amerikan kentlerine özgü, fazla basit.
  • Wirth: kent = büyük, yoğun, kalıcı, farklılaşmış nüfus; medyaya karşı kaygı da taşıyordu.
  • Bugün: “hikâye anlatma sistemi” (Ball-Rokeach vd. 2001); sosyal medya için yalnızca akıl yürütme.
  • Sınav tuzağı: Park–Thomas (göçmen basını mı, mektup mu?); Chicago=nitel kalıbı.

Metin, doğrulanmış kaynaklardan yapay zekâ desteğiyle yazıldı. Bu içerik nasıl hazırlandı?

Bu dersin sorularını çöz Sorular ayrı bir alanda ve ilerlemene göre gelir.