AyarlarHesap

Ünite 1: Temeller: Toplum, İletişim ve Model

Diğer İletişim Modelleri: Jakobson, Gerbner, Maletzke

Süreç modelleri iletinin yolculuğuna bakarken bu üç model başka soru sorar: Jakobson iletinin altı etkenden hangisine yönelip hangi işi gördüğünü, Gerbner iletişimin bir olayın algılanmasıyla başladığını ve her halkada eksildiğini, Maletzke ise kitle iletişiminin ileticinin ve alıcının imgeleri, araçtan gelen zorlama ve toplumsal çevreyle örülü bir alan olduğunu söyler. Üçü de kuram değil, sınırlı ama işe yarar haritalardır.

  • 35 dk
  • Güncelleme: 20 Eylül 2026
Bu dersin içeriği
  1. Üç kelimelik bir slogan, bir dilbilimcinin masasında
  2. Üç model, üç ayrı kapı
  3. Derin: Jakobson’un iki ödünç aldığı kaynak, Bühler ve Malinowski (Derin dalış)
  4. Üç isim, birkaç kilit tarih
  5. Derin: Gerbner’in formülü “Lasswell’e benzeyen” on parçalı bir cümle (Derin dalış)
  6. Derin: Maletzke’nin şeması nereden çıktı? Kaynaklar aynı şeyi söylemiyor (Derin dalış)
  7. Süreç modelleri “nasıl taşınır?” diye sorar; bu üçü başka sorular sorar
  8. Jakobson: altı etken, altı işlev
  9. Gerbner: bir olay, iki algı, bir ifade
  10. Maletzke: dört öğe ve aralarındaki görünmez ipler
  11. Derin: Fatik bağ her kültürde aynı mı? (Derin dalış)
  12. Derin: Türkçedeki adlar ve çeviri tuzakları (Derin dalış)
  13. Üç modelin sessiz varsayımları
  14. Laboratuvar: bir medya mesajını altı işleve ayır
  15. Gerbner’in zinciri, adım adım
  16. Laboratuvar: belgelenmiş bir yayını Maletzke’nin alanına yerleştir
  17. Modellerin kanıtı: bir işe yaramış olmak
  18. Derin: Kulkarni’nin çalışması neyi gösterdi, neyi göstermedi? (Derin dalış)
  19. Eleştiriler: her modelin kör noktası ayrı
  20. Mit: “Model yanlışlandı, o hâlde çöpe”
  21. Derin: Model ile kuram arasındaki çizgi (Derin dalış)
  22. Bugün: her modelden bir soru
  23. Sınavda böyle sorulur
  24. Özet kartı

Bağlam ve doğuş

Hikâye

Üç kelimelik bir slogan, bir dilbilimcinin masasında

ABD’de bir başkan adayının seçim sloganı üç kelimeydi: I like Ike. (Ike, Dwight Eisenhower’a gönderme yapıyordu.) Bir reklamcının işi gibi görünür; ama dilbilimci Roman Jakobson 1958’de ABD’de toplanan bir biçem konferansında bu sloganı bir şiir gibi çözümledi. Ona göre üç kelime tek heceli, üçünde de aynı çift ünlü (/ay/) var, ikinci çift ünlüyü /l/ ve /k/ sesleri kuşatıyor ve /ayk/ önceki kelimeye yankı gibi geri dönüyor. Sonuç, Jakobson’un ifadesiyle, sevginin sevileni sarıp sarmaladığı bir ses imgesi; bu şiirsel yan sloganın etkisini ve verimliliğini pekiştiriyor.

Bir önceki derste (Lasswell ve Shannon–Weaver Modelleri) iletişimi kutular ve oklarla çizdik: kaynak, kanal, alıcı, gürültü. O şemada bu slogan tek satırlık bir “mesaj” olurdu; içindeki ses düzeni görünmezdi. Jakobson ise mesaja ne iş gördüğünü sorar.

Bu derste iletişime üç ayrı yerden bakan üç modeli tanıyacaksın: dil merkezli Jakobson, algı merkezli Gerbner ve toplumsal alan merkezli Maletzke. Üçü de “mesaj A’dan B’ye nasıl taşınır?” sorusunu bir kenara bırakıp başka bir soruyu öne çıkarır.

Kart

Üç model, üç ayrı kapı

Bu üç model aynı laboratuvardan çıkmadı; birbirinden habersiz kapılardan girdiler.

  • Jakobson (1958–1960): Bir dilbilimci, ABD’de toplanan bir biçem konferansının kapanış konuşmasını yapıyor. Konuşma 1960’ta Style in Language adlı derleme kitapta “Closing Statement: Linguistics and Poetics” adıyla yayımlanıyor. Konu iletişim değil, şiir dili; iletişim şeması bu tartışmanın içinden çıkıyor.
  • Gerbner (1956): “Toward a general model of communication”, AV Communication Review dergisinin dördüncü cildinde, 171–199. sayfalarda çıkıyor. Aynı yıl Gerbner Illinois’de bir iletişim araştırmaları enstitüsünde çalışmaya başlıyor.
  • Maletzke (1963): Hamburg’daki Hans-Bredow-Institut’un yayımladığı Psychologie der Massenkommunikation kitabı; Maletzke o kurumda 1952’den 1964’e kadar çalışmıştı. Bir psikolog olarak onu radyo dinleyen insanın içinde neler olduğu ilgilendiriyordu.

Dilbilim, eğitim ve iletişim araştırması, psikoloji: üç ayrı kaynak. Ortak nokta (bu yorum bizim) hepsinin kutu-ok şemasında görünmeyen bir şeyi sahneye çıkarması: birinde iletinin işlevi, birinde algı, birinde toplumsal çevre.

Derin dalış

Derin: Jakobson’un iki ödünç aldığı kaynak, Bühler ve Malinowski

Jakobson’un altı işlevi sıfırdan icat edilmedi. Alman psikolog ve dilbilimci Karl Bühler, 1934’te Sprachtheorie kitabında dile “organon” (araç) gözüyle baktı; fikri Platon’un Kratylos diyaloğundaki dil-araç benzetmesinden alıyordu. Bühler’in üç işlevi: ifade (Ausdruck), çağrı (Appell) ve betimleme/temsil (Darstellung). Bunlar Jakobson’un duygusal, çağrı ve göndergesel işlevlerine karşılık gelir; Jakobson üçünü kabul edip üç işlev daha ekledi.

Eklenenlerden fatik olanın kendine ait bir öyküsü var. Antropolog Bronisław Malinowski 1923’te Ogden ve Richards’ın The Meaning of Meaning kitabının ilk ekinde “phatic communion” (fatik bağ kurma) diye bir dil kullanımı anlattı: “Bugün hava güzel” türünden sözler bilgi vermek için değil, konuşmayı ve bağı başlatmak için söylenir; sessizlik ise insanı rahatsız eder. Jakobson bu terimi ödünç aldı ve biraz değiştirdi: onun için fatik işlev iletişim kanalını açık tutmakla ilgiliydi.

Bir de tarih notu: konferans 1958’de yapıldı, bildiriler ancak 1960’ta kitaplaştı; bu yüzden modele kaynaklarda hem 1958 hem 1960 diyenler çıkar.

Kimler, ne zaman

Kart

Üç isim, birkaç kilit tarih

  • Roman Jakobson (1896–1982): Moskova doğumlu dilbilimci; yapısalcı dilbilimin öncülerinden. Modeli 1958’de sunuldu, 1960’ta yayımlandı.
  • George Gerbner (1919–2005): Macaristan doğumlu ABD’li iletişim araştırmacısı. Genel iletişim modeli 1956’da çıktı. Aynı kişi sonradan Kültivasyon (Ekme) Kuramı dersindeki kültivasyon çizgisinin de kurucusu olacak; 1969’da “Kültürel Göstergeler” programını da yazacak.
  • Gerhard Maletzke (1922–2010): Alman iletişim bilimci ve psikolog. Kitabı 1963’te çıktı ve kısa sürede alanın standart eseri sayıldı.

Kısa bir zaman çizgisi:

  • 1923: Malinowski “fatik bağ”ı tanımlar
  • 1934: Bühler’in Sprachtheorie’si
  • 1948: Lasswell’in beş sorusu
  • 1956: Gerbner’in genel iletişim modeli
  • 1958 / 1960: Jakobson’un bildirisi / kitaplaşması
  • 1959: Riley ve Riley’nin toplumsal sistem yaklaşımı
  • 1963: Maletzke’nin Psychologie der Massenkommunikation’ı

Bu çizgiyi ezberlemene gerek yok; yeter ki Jakobson 1960, Gerbner 1956, Maletzke 1963 çiftlerini karıştırma.

Derin dalış

Derin: Gerbner’in formülü “Lasswell’e benzeyen” on parçalı bir cümle

Gerbner’in makalesi AV Communication Review’un dördüncü cildinin üçüncü sayısında, 1956 haziranında çıktı; bugün dergi Educational Technology Research and Development adıyla sürüyor.

McQuail ve Windahl modele “neredeyse Lasswell’vari” bir sözlü formülün eşlik ettiğini yazar: bir kişi bir olayı algılar ve bir durumda tepki verir; bazı araçlarla, bir biçim ve bağlam içinde bir içerik taşıyan malzemeleri erişilebilir kılar; bunun bir sonucu olur. On öğe, Lasswell’in beş sorusunun iki katı. Ama önemli fark sayıda değil, başlangıçta: Lasswell “kim?” diye başlar, Gerbner “birisi bir olayı algılar” diye. Yani gerçeklik ve algı ilk halkadır.

Aynı kaynağa göre Gerbner, modeli sonradan içerik çözümlemesinin yordamlarını açıklamak için de kullandı (1964); özgün makalede ise modelin insan ve makine karışık iletişimi anlatmak ve farklı araştırma alanlarını birbirinden ayırmak için de kullanılabileceğini gösterir. Yıllar sonraki Kültürel Göstergeler programı (1969), aynı “olay ile ifade arasındaki uyum” sorusunun mesaj sistemleri düzeyindeki bir uzantısı gibi okunabilir; bu son bağlantı bizim yorumumuzdur, kaynaklı bir iddia değil.

Derin dalış

Derin: Maletzke’nin şeması nereden çıktı? Kaynaklar aynı şeyi söylemiyor

Alman Vikipedi’si Maletzke’nin alan şemasını Shannon ve Weaver’ın gönderici–alıcı modelinin genişletilmiş hâli olarak sunar; “alan” sözcüğünün de alan kuramına gönderme yaptığını yazar. Öte yandan Biografisches Lexikon der Kommunikationswissenschaft’ın Maletzke maddesi, şemanın sık anılan Lasswell formülüne dayanarak geliştirildiğini ve etkinin ayrı bir öğe olarak dışarıda bırakıldığını söyler; Ioni ve Pstae de Maletzke’nin 2002 tarihli bir söyleşisine dayanarak aynı şeyi aktarır: Maletzke Lasswell’in yalnızca ilk dört öğesini almış ve etkiyi, kitle iletişiminin temel sorunu olduğu için ayrı bir kutuya sığdırmamıştır.

Bu yüzden “Maletzke Shannon’ı mı genişletti, Lasswell’i mi?” sorusuna kesin cevap vermiyoruz. Kanıtı en açık olan, Maletzke’nin kendi beyanına dayanan Lasswell bağlantısıdır; Shannon–Weaver bağlantısı ise bazı kaynaklarda yorum olarak geçer.

Kitap hakkında iki sağlam bilgi: 311 sayfadır ve Hans-Bredow-Institut’un yayınıdır; ne doktora tezi ne de doçentlik tezidir, yine de birkaç yıl içinde alanın standart eseri olmuştur. Maletzke sonradan kitabın amacını Alman araştırmasına kavramsal bir iskelet vermek diye anlatmış; bazı terimlerde, örneğin “Rezipient”te, daha dikkatli olması gerektiğini de eklemiştir.

Temel iddia

Kart

Süreç modelleri “nasıl taşınır?” diye sorar; bu üçü başka sorular sorar

Önceki derste gördüğün Lasswell ve Shannon–Weaver şemaları iletinin bir uçtan ötekine yolculuğuna bakıyordu. Schramm, Berlo, Westley ve MacLean, Newcomb gibi süreç modelleri bu yolculuğun ayrıntısını zenginleştirdi; onlar başka bir dersin konusu. Bu üç modelin ortak iddiası şu: yolculuktan önce ve çevresinde bakılacak başka şeyler var.

  • Jakobson, dil merkezli: Bir ileti aynı anda birkaç iş görür; sen hangi işi başat sayıyorsun? Altı etken, altı işlev. Jakobson’un dil işlevleri
  • Gerbner, algı merkezli: İletişim, birisinin bir olayı algılamasıyla başlar; algılanan zaten eksiktir. Gerbner’in genel iletişim modeli
  • Maletzke, toplumsal alan merkezli: İletici ile alıcının arkasında ekip, kurum, çevre ve karşı tarafın imgesi vardır. Maletzke’nin alan şeması

Bir haber bülteni üç soruyu birden kaldırır: bu bülten hangi işi görüyor (bilgi mi, güven mi, çağrı mı)? Editör olayın hangi kısmını görebildi? Sunucunun ve izleyicinin arkasında hangi çevre var? Türkçe kaynaklar bu modelleri hep aynı çekmeceye koymaz; örneğin İplikçi (2015) Gerbner’i Shannon–Weaver, Lasswell, Newcomb ve Westley–MacLean ile birlikte “süreç okulu” modelleri arasında sayar. Bizim gruplamamız bir kolaylık, tek doğru sınıflama değildir.

Kavramlar sözlüğü

Kart

Jakobson: altı etken, altı işlev

Bir cümleyi söylediğinde ya da yazdığında altı şey iş başındadır. Jakobson her birine bir dil işlevi bağlar; işlev, iletinin hangi etkene yöneldiğini gösterir. sözlü iletişimin altı etkeni

  • Bağlam → göndergesel işlev: iletinin sözünü ettiği şey. “Uçak kalkmıştır.”
  • Gönderici → duygusal işlev: konuşanın tavrı, duygusu. “Eyvah, uçak kalkmıştır.”
  • Alıcı → çağrı işlevi: karşındakini harekete geçirme. “Maskesiz girilmez.”
  • Temas (kanal) → kanal teyidi (fatik) işlevi: hat açık mı? “Alo, sesim geliyor mu?”
  • Kod → üstdilsel işlev: dil hakkında konuşma; sözlük maddesi gibi.
  • İleti → şiirsel işlev: iletinin kendisine, nasıl söylendiğine odaklanma. “I like Ike.”

İşlevleri sözlüğe bakıp ezberlemek yerine bir soruyla ayırabilirsin: bu iletiyle konuşan kime ya da neye dönmüş? Dünyaya mı (bağlam), kendisine mi (gönderici), sana mı (alıcı), hatta mı (temas), dilin kendisine mi (kod), yoksa cümlenin kendi yapısına mı (ileti)?

Asıl önemli cümle Jakobson’un: hiçbir ileti tek işlevli değildir; iletiler arasındaki fark işlevlerin sıralamasındadır. Jakobson’un dil işlevleri

Kart

Gerbner: bir olay, iki algı, bir ifade

Gerbner’in modelinin harfleri ilk bakışta biraz şifre gibi durur; ama hepsi tek bir öykünün karakteridir.

  • E (event): olay, dış gerçeklikte olup biten.
  • M: algılayan; insan olabilir, makine de. (McQuail ve Windahl’ın örneği: bir ısıtma sistemindeki termostat.)
  • E1: M’nin algıladığı olay. E’nin tamamı değil, M’nin gözünden görünen hâli.
  • SE: M’nin olay hakkında ürettiği ifade. S biçimi, E içeriği gösterir; ifade, içeriğin belirli bir biçime girmiş hâlidir.
  • M2 ve SE1: ifadeyi alan ve onu kendi çerçevesinde algılayan ikinci algılayıcı ile onun algısı.

İki ayrı boyut vardır. Algı boyutunda olayın M’ye nasıl göründüğünü üç şey belirler: seçim, bağlam ve olaya ulaşabilirlik. Araç ve denetim boyutunda ise M’nin ürettiği ifadenin hangi araçla, ne kadar denetimle yayıldığı önem kazanır. iletişimde algı (Gerbner)

Modelin gücü, parçaların yapı taşı gibi kullanılabilmesinde: basit bir sohbeti de, çok halkalı bir haber zincirini de aynı harflerle çizebilirsin.

Kart

Maletzke: dört öğe ve aralarındaki görünmez ipler

Maletzke’nin şemasında dört tanıdık kutu var: iletici (Kommunikator), ileti (Aussage), araç (Medium) ve alıcı (Rezipient). Gerçek olay, bunların arasına gerilmiş iplerde.

  • Öz imge: iletici kendini nasıl görüyor: olayları yorumlayan biri mi, bir davanın savunucusu mu, yalnızca aynada yansıyan biri mi?
  • Alıcı imgesi: iletici karşıdaki kitleyi nasıl hayal ediyor? Alıcı da ileticiyi ve aracı bir imgeyle karşılar.
  • **Araçtan gelen zorlama (Zwang des Mediums):** her araç kendi olanaklarıyla ve sınırlarıyla iletiyi biçimler: yayın süresi, metin uzunluğu, ses ya da görüntü zorunluluğu.
  • Toplumsal çevre: iletici bir ekipte ve kurumda; alıcı bir aile ve arkadaş çevresinde.
  • Parafeedback: alıcının tepkisi ileticiye ancak dolaylı ulaşır: okur mektubu, telefon, izlenme oranı, anket.

Maletzke’nin kitle iletişimi tanımı da aynı mantıkla kurulur: mesajlar herkese açık, teknik araçlarla, dolaylı ve tek yönlü biçimde dağınık bir izleyici kitlesine verilir. kitle iletişimi Etkiyi ayrı bir kutu yapmaz; etki, alıcının seçme ve yaşama sürecinin içinde kalır.

Derin dalış

Derin: Fatik bağ her kültürde aynı mı?

Malinowski “fatik bağ”ı (phatic communion) anlatırken doğal insan için başkasının sessizliğinin güven verici değil, tersine tehditkâr olduğunu, sözün ilk bağı kurduğunu yazmıştı; hava durumu gibi bir konuşma bu gerilimi giderir.

Antropolog Dell Hymes bunun evrensel olmadığına itiraz etti: etnografik kayıtlara göre fatik iletişim her yerde önemli ya da kabul görmüş bir güdü değildi. Örnek olarak, aktardığı bir kaynağa göre, Güney Hindistan’daki Paliyanların çok az konuştuğunu ve konuşkan kişilerin orada aykırı sayıldığını gösterdi. David Crystal da hava durumunun her kültürde sohbet dolgusu olmadığını, konuların değiştiğini belirtti. Senft ise bu eleştiriyi kısmen tutarsız buluyor: veda ederken bir dış neden ileri sürmek İngilizlerde de görülür, yani biçim değişse de işlev korunuyor olabilir.

Bu tartışma Jakobson’un fatik işlevine de dolaylı olarak ışık tutar: işlev evrensel bir kategori gibi sunulur, ama “neyin fatik sayılacağı” kültürden kültüre değişebilir. Bir dijital örneği ileride göreceksin: Kulkarni’nin anlık mesajlaşma çalışması (kanıt bölümünün derin kartı).

Derin dalış

Derin: Türkçedeki adlar ve çeviri tuzakları

Aynı model Türkçede farklı adlarla dolaşır; sınavda ve makalede karşına çıkabilecek başlıca varyantlar şunlar.

Jakobson. Nesterova Coşkun (2023) doktrinin daha çok “iletişim şeması” diye anıldığını yazar; makalenin İngilizce özetinde ad “Jacobson” diye yazılmıştır. Etkenler orada gönderici, alıcı, bağlam, ileti, kanal, kod; işlevler göndergesel, duygusal, çağrı, kanal teyidi (irtibat teyidi de denir), metadil ve poetik. Dalak (2021) ise aynı listeyi gönderen–gönderilen (alıcı), gönderge, mesaj, kanal, kod ve duygu, çağrı, gönderge, şiir/sanat, ilişki, üstdil işlevleri olarak verir. Yani fatik diye bir sözcüğü hiç görmeden de işlevin adını öğrenebilirsin: “kanal teyidi” ya da “ilişki işlevi” aynı şeydir.

Gerbner. İplikçi (2015) “Gerbner Modeli (1956)” der; makalenin özgün başlığı “Toward a general model of communication” olduğu için “genel iletişim modeli” bizim çevirimizdir.

Maletzke. Almanca adı Feldschema der Massenkommunikation; harfi harfine “kitle iletişiminin alan şeması”. Türkçede çoğunlukla “Maletzke modeli” denir. Kommunikator için bu derste “iletici” diyoruz; “gönderici” ya da “iletişimci” gibi karşılıklar da kullanılabilir (terminoloji notumuzda ayrıntısı var). Rezipient için “alıcı” diyoruz.

Tuzak. “İşlev” sözcüğü üç ayrı listede geçer: Lasswell’in üç işlevi, Jakobson’un altı işlevi ve genellikle Wright’a atfedilen eğlence eklemesi. Hepsine “işlev” denir, ama hiçbiri aynı şey değildir. iletişimin üç toplumsal işlevi

Varsayımlar

Kart

Üç modelin sessiz varsayımları

Her model, çizdiği şemanın içinde bazı şeyleri “verili” sayar. Bunları görmeden modeli eleştirmek de savunmak da zor.

Jakobson şunları varsayar. Her sözlü edimde altı etken hazır bulunur. Gönderici ile alıcı bir kodu en azından kısmen ortaklaşa kullanır; kod hiç ortak değilse ileti işlemez. İşlevler bir arada yaşar ve fark bunların sıralamasındadır.

Gerbner şunları varsayar. Algılama seçici ve eksiktir. İletişim sistemleri açıktır, yani dışarıdan etkilenir. Aynı yapı taşları hem basit hem karmaşık iletişim durumlarını çizmeye yeter.

Maletzke şunları varsayar. Kitle iletişimi kamusal, teknik araçlı, dolaylı ve tek yönlü bir iletişimdir; alıcı dağınık bir izleyicidir. Kitle iletişim araçları, toplumsal aktörlerin iletileri arasında bir aktarma halkası gibi çalışır. İletici ile alıcının psikolojik ve toplumsal özellikleri sürecin ayrılmaz parçasıdır; geri bildirim ise zayıftır.

Ortak bir varsayım da var, ve bu bizim gözlemimiz: üçü de bir ilişkiyi haritalar; “şu olursa şu çıkar” diye bir sebep–sonuç önermez. Bu yüzden onlara kuram gibi değil, harita gibi bakmak gerekir. Bunu eleştiri bölümünde açacağız.

Nasıl işler, adım adım

Laboratuvar

Laboratuvar: bir medya mesajını altı işleve ayır

Bir mesaj seç: bir haber başlığı, bir bildirim, bir slogan. Aşağıdaki beş adımı uygula.

  1. Yaz. Mesajı kelimesi kelimesine yaz. Belgelenmiş, yani gerçekten var olan bir metin olsun; kendi cümlelerinle özetleme.
  2. Etkenleri tanı. Gönderici kim, alıcı kim, bağlam ne, hangi kod ve kanal?
  3. Parmak izini ara. Ünlem, seslenme, emir, selamlaşma, tanım, tekrar ve ses oyunu gibi ipuçları hangi işlevi gösteriyor?
  4. Sırala. İşlevleri önem sırasına diz; başat olanı bul.
  5. Sına. En üstteki işlevi çıkarınca mesaj geriye ne bırakıyor?

Çalışılmış örnek: “I like Ike”. Jakobson’un kendi çözümlemesinde şiirsel işlev, ses yapısıyla sloganın etkisini pekiştirir. Bizim okumamız: duygusal (“I like”: bir tutum bildirir), çağrı (bir seçim sloganı, oy istiyor) ve çok zayıf bir göndergesel işlev (bir adaya gönderme) de var. Şiirsel işlevi çıkarınca geriye “Ike’ı seviyorum” kalır; slogan yine anlaşılır ama akılda kalmaz.

İkinci örnek. Nesterova Coşkun, Mevlânâ’nın Mesnevi’sinin “Dinle, bu ney neler anlatır” diye açıldığını, metnin daha ilk satırdan okuyucuyla temas kurup ona seslendiğini, yani kanal teyidi ile çağrı işlevinin iç içe geçtiğini yazar.

Adım adım

Gerbner’in zinciri, adım adım

Gerbner’in kendi örneğini bir yağmur damlasıyla yürüyelim.

  1. Olay olur (E). Havadaki nem yoğunlaşıyor; dışarıda gerçekten bir şey oluyor.
  2. M algılar (E1). Algılayan, olayı kendi seçiciliği, bağlamı ve ulaşabilirliği içinde görür: “yağmur”. Ortaya çıkan E1, olayın kendisi değil, ondan bir kesittir.
  3. M ifadeyi üretir (SE). “Yağmur yağıyor” der. Burada bir biçim (S) ve bir içerik (E) seçilir; bir araç ve bir denetim düzeyi de vardır: yüz yüze mi konuşuyor, mesaj mı yazıyor, gazete mi yayımlıyor?
  4. İfade dolaşır. Araç ve denetim boyutunda ifade, seçilen kanalların olanakları ve sınırları içinde ilerler.
  5. M2 algılar (SE1). Dinleyen ifadeyi kendi çerçevesinde “yağmur yağıyor” diye algılar; kendi seçiciliği ve bağlamı devrededir.

Her okta bir kayıp ya da dönüşüm olabilir: E’den E1’e, E1’den SE’ye, SE’den SE1’e. Zinciri uzatabilirsin: M2 ifadeyi başkasına aktarırsa yeni bir algılama–üretim–algılama halkası açılır (bu uzatma bizim çıkarımımız).

Bir haber gibi düşün: olay (E), muhabirin görebildiği kısım (E1), yazdığı haber (SE), okurun anladığı (SE1). Dört yer, dört ayrı kayıp noktası.

Laboratuvar

Laboratuvar: belgelenmiş bir yayını Maletzke’nin alanına yerleştir

Belgelenmiş bir yayın seçelim: 30 Ekim 1938 pazar akşamı CBS radyosunun yayımladığı Mercury Theatre on the Air programı. Program, bir Mars istilasının dramatize edildiği, haber bülteni aralarıyla ilerleyen bir yayındı.

Şimdi alanı doldur:

  • İletici: radyo oyununu yapan ekip ve onları yayımlayan kurum, CBS. (Maletzke için iletici tek kişi değil, ekip ve kurumdur.)
  • İleti: kurgusal bir olay, haber bülteni biçiminde anlatılmış.
  • Araç: radyo; yalnızca ses ve bir yayın akışı. Araçtan gelen zorlama burada biçimi belirliyor: her şey kulakla, tek bir akışta.
  • Alıcı: dağınık bir izleyici. O akşam bir dinleyici ölçüm hizmeti (Hooper) 5.000 haneyi taradı; yalnızca yüzde 2’si “bir radyo oyunu” ya da Orson Welles programını dinlediğini söyledi. Kalanlar başka bir şey dinliyordu; rakip programlardan biri Edgar Bergen’in komedi programıydı.
  • Parafeedback: ertesi gün gazete manşetleri; CBS’ten Frank Stanton’ın o gece yazdığı anket ve ertesi sabah başlayan saha çalışması.

Bu yerleştirme bir yorum çerçevesidir: “panik oldu mu?” sorusunu cevaplamaz. Ama “kim kime, hangi araçtan ve hangi imgeyle konuştu, geri bildirim nereden geldi?” sorularını düzenler.

Kanıtlar ve çalışmalar

Kart

Modellerin kanıtı: bir işe yaramış olmak

Bir kuram “şu olursa şu çıkar” diye bir iddiada bulunur ve sınanır; bu üç model ise çoğunlukla bir çerçeve sunar. Bu yüzden kanıtları başka türdendir: modelin gerçekten kullanılıp işe yaradığı örnekler. Bu ayrımı Kuram Nedir? Paradigmalar ve Sınıflamalar dersinde ayrıntılı gördün.

  • Jakobson: Kulkarni (2014) fatik işlevi anlık mesajlaşmada araştırdı: 20 katılımcıdan 60 sohbet toplayıp konuşma çözümlemesiyle temasın nasıl kurulduğuna, sürdürüldüğüne ve bitirildiğine baktı. Dalak (2021) bir Fransız oyununu Jakobson modeliyle çözümledi. Nesterova Coşkun (2023) Türkçe örneklerle her işlevi anlattı.
  • Gerbner: McQuail ve Windahl’a göre model, içerik çözümlemesinin yordamlarını açıklamak için de kullanıldı (Gerbner 1964); ayrıca mahkemedeki tanıklık gibi durumları (tanık olayı ne kadar doğru algıladı, ifadesi algısıyla ne kadar örtüşüyor?) çözümlemek için elverişli görülür.
  • Maletzke: Model, kitabın kendisinin iskeleti oldu; McQuail ve Windahl ona bir “kontrol listesi” gibi bakılabileceğini, özellikle bir iletişimcinin hedef kitlesini net tanımlaması gerektiğini hatırlattığını yazar. Ioni ve Pstae’ye göre Burkart (1997) modeli çevrimiçi iletişime uyarlamıştır.

Her örnek, modelin bir soru üretme aracı olduğunu gösterir; hiçbiri modelin “doğru olduğunu” kanıtlamaz.

Derin dalış

Derin: Kulkarni’nin çalışması neyi gösterdi, neyi göstermedi?

Kulkarni’nin makalesi Discourse & Communication dergisinde 2014’te (çevrimiçi Kasım 2013) yayımlandı ve Jakobson’un fatik işlev tanımını genişletmeyi amaçlıyor: fatik, temasın sürdürülmesi olarak ele alınıyor.

Tasarım. Araştırmacı konuşma çözümlemesini metinsel sohbete uyarlıyor. Veri 20 katılımcıdan toplanan 60 sohbet; katılımcılar İngilizceyi Marathi ve Hintçe gibi Hint dilleriyle karıştırarak yazıyor. Sohbetlerin açılışları, orta kısımları ve kapanışları ayrı ayrı inceleniyor.

Bulgu (özet düzeyinde). Katılımcılar dikkat, ilgi ve onay göstermek için geri kanal sözcükleri, değerlendirmeler, duygu ifadeleri ve sorular kullanıyor; bunlar teması kurma, sürdürme ve bitirme işinin önemli bir parçası. Yani “boş” sanılan sözler aslında ciddi bir etkileşim emeği.

Sınırlar. Elimizde yalnızca özet var; tam metni okumadık. Özet, sık kullanılan araçların sayılarını ya da bir etki ölçümünü vermiyor. Örneklem küçük ve belli bir dil topluluğundan; sonuçları başka kültürlere taşımadan önce bir önceki derin kartın (fatik bağ her kültürde aynı mı?) uyarısını hatırlamak gerekir. Araştırma Jakobson modelinin doğru olduğunu değil, fatik işlevin bir çözümleme aracı olarak kullanışlı olduğunu gösterir.

Eleştiriler ve sınırlar

Kart

Eleştiriler: her modelin kör noktası ayrı

Bu üç modelin eleştirisi tek bir cümleye sığmaz; her biri başka yerde tıkanır.

Jakobson. Semioticon’da yayımlanan bir ders metninde (yazarı belirtilmemiş) iki ayrı nokta öne çıkar. Birincisi, Jakobson’un çağrı işlevi hakkında şaşırtıcı derecede az açık şey söylemesi ve fatik işlev örneklerinin (kuşlar, bebekler) yarım kalması. İkincisi, Baudrillard’ın fatik işlevi eleştirmesi: ona göre bilgi ağlarında “temas için temas” boş bir biçime dönüşür. Nesterova Coşkun da modelin yalnızca iletişim araştırması için geliştirilmediğini hatırlatır; yani ondan bir “iletişim kuramı” beklemek biraz haksızlık.

Gerbner. İplikçi (2015) modelin anlama yönelik göründüğünü ama Shannon–Weaver modelinin bir uzantısı kaldığını yazar: anlamın nasıl oluştuğunu sormaz, ileti biçimini ve kodları verili sayar, aktarım sürecinin ötesine geçmez. Savunma McQuail ve Windahl’ın vurgusudur: modelin esnekliği ve algının öznel, seçici olduğunu göstermesi.

Maletzke. McQuail ve Windahl, Maletzke’nin insan imgesinin karmaşık olduğunu (iletici ve alıcı davranışı çok sayıda etkenin işlevidir) ve kitle iletişimi araştırmasının sonuçları açıklamada ve öngörmede pek başarılı olamamasının önemli bir nedeninin bu karmaşıklık olduğunu yazar; şemanın görece eskimiş olduğunu ama kontrol listesi olarak yararlı kaldığını da ekler. Ioni ve Pstae yöntem eleştirisini de aktarır: modelin kurulmasında kullanılan ölçütler tutarlı ve birleşik değil.

Yanlış anlama avı

Mit: “Model yanlışlandı, o hâlde çöpe”

Sanılan. Bir model, bir kuram gibi sınanır; tek bir karşı örnek onu çürütür. Ör.: “İnternette geri bildirim anında geliyor; Maletzke’nin ‘tek yönlü’ şeması yanlışlandı.”

Kanıtın söylediği. McQuail ve Windahl bir modeli, gerçeğin bir parçasının bilinçli olarak sadeleştirilmiş grafik betimlemesi diye tanımlar. Modelin işi, ana öğeleri ve aralarındaki ilişkileri göstermektir; üç yararı vardır: düzenler, açıklamayı kolaylaştırır (buluşsal işlev) ve bazen öngörü için bir temel sağlar. İletişim araştırmasında eski modellerin genellikle çabucak atıldığını ya da değiştirildiğini de ekler.

Bu yüzden Maletzke şemasının “tek yönlü” varsayımı yeni ortamda tutmuyorsa yapılacak iş, o varsayımı değiştirip şemayı uyarlamaktır; Ioni ve Pstae’nin aktardığına göre Burkart modeli çevrimiçi iletişim için böyle uyarladı. Model bir harita: yol değişince harita güncellenir, ama haritanın varlığı yolu bulmana yardım etmeye devam eder. Hangi modelin hangi soru için uygun olduğunu seçmek de bir beceridir. Kuram Nedir? Paradigmalar ve Sınıflamalar dersindeki ayrımı hatırla: model çoğu zaman “nasıl işliyor”u gösterir, “neden”i açıklamaz.

Derin dalış

Derin: Model ile kuram arasındaki çizgi

Kuram Nedir? Paradigmalar ve Sınıflamalar dersinde modeli, bir sürecin parçalarını ve ilişkilerini sadeleştirip gösteren şema diye tanımladık ve kuramla karıştırılmaması gerektiğini söyledik. McQuail ve Windahl bu ayrımı birkaç noktada inceltir.

Yapısal ve dinamik. Bazı modeller yalnızca yapıyı gösterir; bir radyo alıcısının parçalarını sayan bir şema gibi. Öbürleri enerji, güç ve bir parçanın ötekine etkisini de gösterir. Kitaplarındaki modellerin çoğu bu ikinci gruptandır, çünkü iletişim her zaman biraz süreçtir.

Risk. Model kullanan araştırmacı bir çerçeveye hapsolabilir ve modeli saldırıdan korumaya çalışabilir; yazarlar bunun iletişim araştırmasında pek yaşanmadığını, eski modellerin çabuk atılıp değiştirildiğini söyler. Daha sinsi risk, bir modelin (ya da bir dizi modelin) gizli varsayımları sürdürmesidir: örneğin iletişimi göndericinin alıcıyı bilerek etkilemeye çalıştığı tek yönlü bir süreç diye çizmek, iletişimin döngüselliğini, pazarlığa açıklığını görünmez kılabilir.

Seçim. Her amaca ve her düzeye uyan bir model yoktur; doğru modeli amaca göre seçmek gerekir. Bu dersteki üç model bu yüzden “hangisi doğru?” diye değil, “hangi soru için hangisi?” diye kullanılmalı: Jakobson bir iletinin işlevi için, Gerbner algı ve olay–ifade ilişkisi için, Maletzke kitle iletişiminin toplumsal ve psikolojik çevresi için.

Günümüzde: sosyal ve dijital medya

Kart

Bugün: her modelden bir soru

Bu üç modeli ezberleyip rafa kaldırmak yerine üç soru olarak cebine koyabilirsin.

Jakobson: “Bu mesaj ne iş görüyor?” Mesajlaşmada fatik işlev ayrı bir dünya: Kulkarni’nin çalışması, katılımcıların kısa tepkilerle temasın kurulup sürmesi için ciddi emek verdiğini gösterir. Nesterova Coşkun ise emojileri duygusal işlevle ilişkilendirir ve Unicode’un 2019 martı itibariyle 3.019 emoji kaydettiğini, bir çalışmaya göre Instagram’daki metin mesajlarının neredeyse yarısının emoji içerdiğini aktarır. Bu sayılar makalenin aktardıklarıdır; kendi ölçümümüz değil.

Gerbner: “Bu haber olayın hangi kısmını gösteriyor?” Toplumsal düzeyde E’yi potansiyel haber, M’yi medya, SE’yi medya içeriği, M2’yi izleyici alırsan şu sorular çıkar: medyanın anlattığı hikâyeler gerçekle ne kadar örtüşüyor, izleyici içeriği ne kadar anlıyor?

Maletzke: “Kim, hangi çevrede, hangi imgeyle?” Model bir kontrol listesi gibi işe yarar: özellikle hedef kitlenin net tanımlanmasını ve iletişimcinin izleyicideki imajını hatırlatır.

Bizim yorumumuz (kaynaklı bir bulgu değil): platformlarda beğeni ve yorumlar geri bildirimi hızlandırdı; Maletzke’nin “zayıf, dolaylı geri bildirim” varsayımı bu ortamlarda yeniden sorgulanmalı, ama “kimin arkasında hangi çevre var?” sorusu hâlâ geçerli.

Sınavda böyle sorulur

Kart

Sınavda böyle sorulur

Sık çıkan kalıplar

  • “Göndergesel, duygusal, çağrı, şiirsel, kanal teyidi (fatik) ve üstdilsel işlevler hangi araştırmacıya aittir?” → Roman Jakobson (1960; sunum 1958).
  • “İletinin nasıl söylendiğine odaklanma hangi işlevdir?” → şiirsel. “Kanalı yoklama?” → kanal teyidi (fatik).
  • “İletişimi bir olayın algılanmasıyla başlatan model?” → Gerbner (1956).
  • “İletici, ileti, araç, alıcı ve aralarındaki imgeler ile baskıları gösteren model?” → Maletzke (1963).
  • Eşleştirme: dil merkezli → Jakobson; algı merkezli → Gerbner; toplumsal alan merkezli → Maletzke.

Cazip yanlışlar

  • Jakobson’un altı işlevini Lasswell’in üç işleviyle (gözetim, ilişkilendirme, aktarım) karıştırmak. Aynı “işlev” sözcüğü, farklı listeler. iletişimin üç toplumsal işlevi
  • Gerbner’i yalnızca kültivasyonla anmak; ya da kültivasyon çalışmalarını 1956’ya yerleştirmek.
  • Maletzke’de etkiyi ayrı bir kutu sanmak. Maletzke Lasswell’in ilk dört öğesini alır.
  • Riley ve Riley’nin 1959 tarihli toplumsal sistem yaklaşımını Maletzke’nin 1963 şemasıyla birleştirmek. Riley ve Riley modeli
  • Yıllar: Gerbner 1956, Jakobson 1960 (bildiri 1958), Maletzke 1963.

Türkçede alternatif adlar

  • Jakobson: Jakobson modeli, iletişim şeması, dilin işlevleri; fatik işlev için kanal teyidi, ilişki işlevi; üstdilsel için metadil, üstdil.
  • Gerbner: Gerbner Modeli (1956), genel iletişim modeli.
  • Maletzke: Maletzke modeli, kitle iletişiminin alan şeması. Bazı kaynaklar Gerbner’i “süreç modelleri” arasında sayar.

Özet kartı

Özet

Özet kartı

  • Ortak kaygı: Süreç modellerinin “iletinin yolculuğu” sorusuna üç ek bakış: dil, algı, toplumsal alan.
  • Jakobson (1960): Altı etken (gönderici, alıcı, bağlam, ileti, temas, kod) ve altı işlev (duygusal, çağrı, göndergesel, şiirsel, kanal teyidi/fatik, üstdilsel). Hiçbir ileti tek işlevli değildir; fark hiyerarşidedir. İlk üç işlev Bühler’den.
  • Gerbner (1956): Olay (E) algılanır (E1), ifade üretilir (SE), ikinci algılayan onu algılar (SE1). Algı boyutu ile araç ve denetim boyutu.
  • Maletzke (1963): İletici, ileti, araç, alıcı; öz imge, alıcı imgesi, araç zorlaması, toplumsal çevre, zayıf geri bildirim. Etki ayrı bir kutu değil.
  • Riley ve Riley (1959): Gönderici ve alıcı birincil ve ikincil gruplar ile toplumsal yapı içinde.
  • Model ≠ kuram: Model sadeleştirilmiş bir haritadır; örgütler, buluşsal işlev görür, gizli varsayımlar taşır.
  • Bugün: Fatik işlev mesajlaşmada, Gerbner haber–gerçek uyumunda, Maletzke kontrol listesi olarak.
  • Sınav: 1956 / 1960 / 1963 yılları; Jakobson’un işlevleri ile Lasswell’in işlevleri farklı listeler; Türkçe alternatif adlar.

Metin, doğrulanmış kaynaklardan yapay zekâ desteğiyle yazıldı. Bu içerik nasıl hazırlandı?

Bu dersin sorularını çöz Sorular ayrı bir alanda ve ilerlemene göre gelir.