Ünite 4: Orta Düzey Etkiler: Gündem, Çerçeve, Kültivasyon, Suskunluk
Suskunluk Sarmalı
İnsanlar çevrelerinde hangi görüşün güç kazandığını algılar; görüşünün azınlıkta olduğunu düşünenler dışlanma korkusuyla susar, bu da o görüşü olduğundan zayıf gösterir ve süreç bir sarmal gibi hızlanır.
Bu dersin içeriği
- Eşit anketler, eşit olmayan sonuç
- İki kamuoyu anlayışı ve cesur bir çıkış
- Elisabeth Noelle-Neumann kimdir?
- Kuramın zaman çizelgesi
- Aynı kuram, birkaç ad: kitaplar nasıl karışır? (Derin dalış)
- Tek cümlede kuram
- Sık yapılan dört yanlış okuma
- Dışlanma korkusu, kamuoyu ve “sosyal deri”
- Yarı istatistiksel algı ve fikir iklimi
- Konuşma isteği, sert çekirdek ve avangard
- Kuramın beş varsayımı
- Arka planda Asch: çizgiler ve uyum baskısı
- Asch’in 1956 monografisinde neler var? (Derin dalış)
- Sarmal her konuda dönmez
- Sarmal adım adım
- Medya: iklimin ikinci gözü
- Hayal et: sınıf grubunda görünürlük oyunu
- 1972: aynı bilmece, ters yönde
- 1965 hikâyesi kaynaktan kaynağa değişir (Derin dalış)
- Tren testi: yabancıyla uzun bir yolculuk
- Almanya’da tren testi: 1989 WZB sınaması (Derin dalış)
- Üç sağlam eleştiri
- “Kanıtlandı” mı, “çürütüldü” mü?
- Meta-analizler ve daha iyi ölçüm: ayrıntılar (Derin dalış)
- Kuramı kuramcıdan ayırmak
- Snowden, Facebook ve sessiz odalar
- “İnternet susturmayı bitirdi” mi?
- Avrupa’da makro ve dinamik bir sınama (2019) (Derin dalış)
- Türkiye’de suskunluk sarmalı: kitap ve araştırmalar
- Bir gazete, iki dönem: Cem Karaca haberleri
- Sınavda böyle sorulur
- Karışan çiftler: kim, ne, ne zaman?
- Özet kartı
Bağlam ve doğuş
Hikâye
Eşit anketler, eşit olmayan sonuç
Batı Almanya, 1965. Seçime aylar var ve anketler aylardır aynı şeyi söylüyor: iktidardaki CDU/CSU ile muhalefetteki SPD kafa kafaya.
Allensbach Enstitüsü’nün anketçileri iki soru soruyor. Birincisi: “Hangi partiye oy vereceksin?” Cevaplar dokuz ay boyunca neredeyse hiç kıpırdamıyor. İkincisi: “Sence seçimi kim kazanacak?” İşte bu cevaplar kıpırdıyor: ay geçtikçe daha çok insan CDU/CSU’nun kazanacağını düşünüyor. Sonra seçimden hemen önce “son dakika hamlesi” (last minute swing) denen şey oluyor ve fark açılıyor.
19 Eylül 1965’te CDU/CSU yüzde 47,6, SPD yüzde 39,3 aldı. Yani aylarca “kafa kafaya” görünen yarış, sandıkta gözle görülür bir farkla bitti.
Bilmece şu: insanların neye oy vereceği değişmezken, kimin kazanacağına dair inançları değişti ve oylar sonunda bu inancı izledi. Elisabeth Noelle-Neumann bu bilmecenin peşine düştü. Onun cevabı, bu dersin konusu olan suskunluk sarmalı kuramı oldu: nereden çıktı, ne diyor, nasıl sınandı, nerede tökezledi ve bugünün sosyal medyasında neye benziyor, hepsini göreceksin.
Şimdi dur ve tahmin yürüt: insanlar neden hâlâ “aynı partiye oy vereceğim” demeye devam ederken, “kazanan şu olacak” demeye başlıyor? Dersin geri kalanı bu sorunun cevabıdır.
Kart
İki kamuoyu anlayışı ve cesur bir çıkış
Noelle-Neumann bu bilmeceye anketçi olarak yaklaşıyor ama sorusu aslında felsefi: kamuoyu dediğimiz şey tam olarak nedir?
Bir anlayışa göre kamuoyu, bilgili yurttaşların akılcı tartışmasından çıkan ortak akıldır. Wilke’ye göre Almanya’da bu anlayışın en tanınmış savunucusu Jürgen Habermas’tı. Öbür anlayışa göre kamuoyu, bireyi topluluğa bağlayan görünmez bir toplumsal denetimdir. Noelle-Neumann, 9 Aralık 1965’te Mainz Üniversitesi’ndeki başlangıç dersini ikinci anlayışa adadı: “Kamuoyu Toplumsal Denetim Olarak”. Polat da onun kamuoyuna yaklaşımları “ussallık” ve “toplumsal denetim” diye ikiye ayırdığını aktarır. (Habermas’ın tarafı için Habermas: Kamusal Alan ve İletişimsel Eylem dersine bak.)
İkinci arka plan, medya etkileri tartışmasıdır. 1940’lardan beri “medya çoğu zaman mevcut tutumları pekiştirir” fikri yerleşikti (Seçmen Araştırmaları ve Sınırlı Etkiler, Seçici Maruz Kalma, Algı ve Hatırlama). Noelle-Neumann buna itiraz etti: 1972’de Tokyo’daki uluslararası psikoloji kongresinde “güçlü kitle medyası kavramına dönüş” başlıklı bir konuşma yaptı ve gerekçe olarak birikimi, medyalar arası uyumu ve kamuoyu iklimi etkisini gösterdi. Aynı yıllarda Gerbner’in kültivasyon çizgisi de güçlü etkilere dönüşün öteki büyük adı sayılır.
Suskunluk sarmalı bu iki fikrin kesiştiği yerde doğdu: kamuoyu bir baskıdır ve medya bu baskının nasıl algılanacağını şekillendirir.
Kimler, ne zaman
Kart
Elisabeth Noelle-Neumann kimdir?
Elisabeth Noelle-Neumann 1916’da Berlin’de doğdu ve 2010’da öldü. Gazeteci olmak istiyordu; 1937’de bir DAAD bursuyla ABD’de Missouri Üniversitesi Gazetecilik Okulu’na gitti. Orada George Gallup’un yeni kitlesel anketleriyle tanıştı ve doktora tezini Amerikan kamuoyu anketleri üzerine yazdı. Wilke’nin aktardığına göre, orada Amerikan toplumundaki uyum baskısını pek hoş bulmamıştı.
1947’de eşi Erich Peter Neumann ile Allensbach Demoskopi Enstitüsü’nü kurdu; kurum Almanya’nın ilk kamuoyu araştırma enstitüsü olarak anılır. 1960’ların ortasında Mainz Üniversitesi’nde gazetecilik ve yayıncılık bilimi (Publizistik) profesörü oldu ama Allensbach’ın başında kalmayı sürdürdü; bu çift kimlik, kuramını hem sahadan hem üniversiteden besledi. Bilimsel modeli olarak Lazarsfeld’ı gösterirdi. Mainz’da öğrencilerine anket, içerik çözümlemesi ve deney gibi ampirik yöntemleri öğretti; bu yönüyle Almanya’da gazetecilik biliminin sosyal bilimlere yönelmesinde öncü sayılır.
Biyografisinin tartışmalı bir bölümü de var: 1940–1945 arasında Nazi döneminde gazetecilik ve editörlük yaptı; çalıştığı yayınlar arasında Das Reich ve Frankfurter Zeitung da vardı. Bu dönemdeki rolü sonradan uzun süre tartışıldı; kendisi suçlamaları reddetti. Bu konuyu, işin bilimsel değerlendirmesinden ayırarak “Eleştiriler ve sınırlar” bölümünde ele alacağız.
Adım adım
Kuramın zaman çizelgesi
Kuramın hikâyesini yıllar üzerinden takip etmek, sınavda karışan tarihleri ayırmana yarar:
- 1937: Noelle-Neumann Missouri’ye gider, Gallup anketleriyle tanışır.
- 1947: Allensbach Enstitüsü kurulur.
- 1965: Almanya seçiminde oy niyeti sabitken beklenti kayar (“son dakika hamlesi”); Aralık ayında Mainz başlangıç dersi.
- 1972: Tokyo konuşması: “güçlü kitle medyası”na dönüş çağrısı.
- 1974: Kuramın ilk yayınları: Journal of Communication’daki İngilizce makale ve Almanca bir armağan kitabı bölümü.
- 1980: Almanca kitap: Die Schweigespirale.
- 1984: İngilizce baskı: The Spiral of Silence: Public Opinion – Our Social Skin.
- 1998: Türkçe çeviri: Kamuoyu: Suskunluk Sarmalının Keşfi (Dost Kitabevi).
Kısa hafıza kuralı: seçim (1965) → makale (1974) → Almanca kitap (1980) → İngilizce kitap (1984). İngilizce kitap Almancadan sonra gelir; çünkü kitap Almancaydı, İngilizce baskı onun çevirisidir.
Bir ipucu daha: 1965 ile 1980 arasındaki on beş yıl kuramın olgunlaşma süresidir. 1974 makalesi bu sürecin İngilizceye açılan ilk kapısı, 1980 kitabı ise tam hâlidir. Sınavda ‘ilk’ ve ‘tam’ sözcüklerine dikkat et.
Derin dalış Aynı kuram, birkaç ad: kitaplar nasıl karışır?
Kuramın kitap adları hem kaynakçalarda hem sınavda karışır. Dört ayrı yayın var:
- Almanca ilk yayın (1974): “Die Schweigespirale: Über die Entstehung der öffentlichen Meinung”, Arnold Gehlen armağan kitabında bir bölüm.
- Almanca ilk kitap (1980): Die Schweigespirale: Öffentliche Meinung – unsere soziale Haut (Piper, München/Zürich).
- İngilizce baskı (1984; ikinci baskı 1993): The Spiral of Silence: Public Opinion – Our Social Skin (University of Chicago Press). Almanca 1980 kitabının İngilizce karşılığıdır.
- Ayrı bir Almanca kitap (1989): Öffentliche Meinung: Die Entdeckung der Schweigespirale (Ullstein). Adı 1980 kitabından farklıdır; bu ayrı bir yayındır.
Türkçe çeviri Kamuoyu: Suskunluk Sarmalının Keşfi (çev. Murat Özkök, Dost Kitabevi, 1998) başlık olarak bu sonuncu kitabın adıyla örtüşür; bu yüzden Türkçe okuyucu için “ana kitap” çoğu zaman odur. (Bu eşleşme başlıklardan yapılan bir çıkarımdır.)
Bir uyarı: Türkçe kaynaklarda Noelle-Neumann’a yapılan atıfların yılları birbirini tutmayabilir; örneğin biri 1997, öbürü 1998 yazar. Aynı kitap için farklı basım ya da çeviri yıllarını görürsen şaşırma. Kaynakçalarda yıla değil başlığa güven.
Temel iddia
Kart
Tek cümlede kuram
Kuramın omurgası şu: insanlar çevrelerinde hangi görüşün güç kazandığını sürekli izler. Görüşünün güç kazandığını düşünenler açıkça konuşur, gerilediğini düşünenler kendini geri çeker. Konuşanlar olduğundan güçlü, susanlar olduğundan zayıf görünür; bu görünüm bir sonraki turda aynı yönde yeni bir itiş yaratır ve süreç bir sarmal gibi kendini büyütür.
Dikkat edilecek üç ayrıntı var:
- Sarmalı yürüten şey görüşlerin gerçek dağılımı değil, algılanan dağılımdır.
- Sarmal insanların kamuya açık davranışını değiştirir: kim ne söyler, ne takar, neyi paylaşır. İç dünyada görüşün değiştiği anlamına gelmek zorunda değildir.
- Motor dışlanma korkusudur: azınlıkta olduğunu sananlar dışlanmaktan çekindiği için susar.
Adı da bunu anlatır: “sarmal”, çünkü süreç kendi kendini hızlandıran bir döngüdür; “suskunluk”, çünkü kaybeden taraf çoğu zaman yenilerek değil, sessizleşerek kaybeder.
(Varsayımsal örnek.) Mola odasında iki kişi tartışmalı bir konuda yüksek sesle aynı görüşü savunuyor, odadaki öbürleri bakışlarını kaçırıp susuyor. Susanların belki yarısı aslında farklı düşünüyor; ama odaya sonradan giren biri “demek ki herkes böyle düşünüyor” sanabilir.
Yanlış anlama avı
Sık yapılan dört yanlış okuma
İnsanlar ne sanır: “Azınlıkta kalan hemen fikrini değiştirir.” Kuram ne der: Kuram sessizliği öngörür, fikir değişimini değil. Griffin’in özetiyle insanlar rüzgârgülü değildir; ama karşı rüzgârda başlarını eğip susabilirler. Polat da görüşünü açıklamamanın, görüşünü değiştirmek anlamına gelmediğini yazar.
İnsanlar ne sanır: “Her konuda işler.” Kuram ne der: Kuram tartışmalı ve duygusal ya da ahlaki yüklü konular içindir; toplumun hemfikir olduğu konularda sarmal beklenmez.
İnsanlar ne sanır: “Susturan gerçek çoğunluktur.” Kuram ne der: Gerçek çoğunluk şart değildir. Yüksek sesle ve kararlı savunulan bir azınlık görüşü çoğunluk gibi görünebilir.
İnsanlar ne sanır: “Bu, devletin sansürünün başka adıdır.” Kuram ne der: Kuram toplumsal baskıyı anlatır: kaşları çatmak, sırt dönmek, alay etmek. Yasal yasaklar ve sansür başka bir mekanizmadır; ikisi birlikte de çalışabilir, ama karıştırılmamalıdır.
Dört yanlış okumanın ortak kaynağı, kuramı bir ‘ikna’ ya da ‘baskı’ kuramı sanmaktır. Oysa suskunluk sarmalı bir görünürlük kuramıdır: kimin kamusal alanda duyulduğunu ve bunun başkalarının algısını nasıl değiştirdiğini anlatır.
Kavramlar sözlüğü
Kart
Dışlanma korkusu, kamuoyu ve “sosyal deri”
Dışlanma korkusu kuramın motorudur (Türkçe kaynaklarda “izolasyon korkusu” da geçer). Noelle-Neumann’a göre insan sosyal bir varlık olarak topluluğun gözünden düşmekten çekinir; topluluk da sapkın görülen kişiyi kaşlarını çatarak, sırt çevirerek dışlamakla tehdit eder. Bu tehdit ve korku çoğunlukla bilinçli düşünülmeden işler.
Buradan kamuoyu’na özgün bir tanım çıkar. Tartışmalı konularda kamuoyu, kişinin kendini dışlanma riskine sokmadan açıkça söyleyebildiği görüşlerdir; yerleşmiş gelenek ve normlarda ise dışlanmak istemiyorsan açıkça benimsemek zorunda olduğun görüş ve davranışlardır. Yani kamuoyu bir oylama sonucu değil, bir toplumsal denetim aracıdır.
1980 kitabının alt başlığı, kamuoyuna “sosyal derimiz” diyor: toplumla aramızdaki temas yüzeyi (İngilizce social skin; Almanca soziale Haut). (Bu deyimin Türkçede yerleşik bir karşılığı yok; burada kendi çevirim.)
Fikir yeni değil: Noelle-Neumann, John Locke’un “kanaat yasası”nı ve Tocqueville’in, Fransız Devrimi öncesinde eski inanca tutunanların yalnız kalma korkusuyla çoğunluğa katıldığını anlatan sözlerini kuramın atası sayar.
Sınavda “motor”, “itici güç” ya da “sarmalı harekete geçiren” gibi ifadeler görürsen cevap dışlanma korkusudur.
Kart
Yarı istatistiksel algı ve fikir iklimi
İnsan çoğunluğun ne düşündüğünü nereden bilir? Noelle-Neumann’ın cevabı cesur: bir tür altıncı duyu. Ona göre insanlar çevrelerindeki görüş dağılımını, anket yapmadan, neredeyse istatistikçi gibi sezer: yarı istatistiksel algı (İngilizce quasi-statistical sense; kitapta “organ” da der). Bu algı özellikle gidişatı iyi yakalar: hangi görüş büyüyor, hangisi küçülüyor. Noelle-Neumann’a göre insanlar şimdiki durumu yanlış okusalar bile eğilimi genellikle doğru sezer.
Sezilen şeye fikir iklimi denir (kaynaklarda kanaat iklimi, düşünce iklimi, görüş iklimi de geçer). Onu ölçmek için iki soru önerilir:
- Şimdiki iklim: “Kendi görüşün ne olursa olsun, sence çoğu insan ne düşünüyor?”
- Gelecek tahmini: “Bir yıl sonra bu görüşü paylaşanlar artacak mı, azalacak mı?”
İnsanlar çoğunlukla “bilmem ki” demez, cevap verir. 1965 bilmecesi de burada saklıydı: “kim kazanır?” sorusunun cevabı, oy niyetinden önce kıpırdadı. Polat’a göre iklimi öğrenmenin iki yolu var: çevrede doğrudan gözlem ve medyanın gözüyle dolaylı gözlem. İkinci yol, kuramın medya ayağını kurar.
Bu yüzden ‘iklim’ metaforu yerinde: hava durumu gibi kişisel bir tutum değil, herkesin aynı anda soluduğu ortak bir ortamdır ve bir günde değil, zamanla değişir.
Kart
Konuşma isteği, sert çekirdek ve avangard
Kuramın bağımlı değişkeni konuşma isteği: insan kamuya açık bir ortamda görüşünü söyler mi, söylemez mi? Bunu nasıl ölçtüklerini (tren testi) “Kanıtlar” bölümünde göreceksin.
Ama herkes sarmala kapılmaz. Noelle-Neumann iki grubu istisna sayar.
- Sert çekirdek (hard core): kamuda zaten savunma pozisyonuna itilmiş, görüşü yüzünden dışlanmış, kaybedecek şeyi kalmamış kişiler. Susmazlar. Noelle-Neumann bu figüre Don Kişot’u örnek verir. Polat da sarmalda karşı tarafın “belli bir sert çekirdek dışında” suskunluğa düştüğünü yazar.
- Avangard: kendilerini zamanlarının ilerisinde gören entelektüeller, sanatçılar, reformcular. Dışlanmayı göze alırlar, çünkü kamuoyunun onlara yetişeceğine inanırlar.
Noelle-Neumann’a göre kamuoyunu değiştirme şansı, dışlanmaktan korkmayan bu azınlıklarındır. Griffin, bu iki grubu kuramın öngörmediği, ama kuramın ne zaman işlemediğini gösteren sınır koşulları olarak yorumlar.
Bir ayrım daha: kazanana katılma isteği (bandwagon etkisi) ile sarmal aynı şey değildir. Noelle-Neumann insanların kazanan tarafla özdeşleşme isteğini de ele alır ama sarmalın motorunu bunda değil, yalnız kalma korkusunda görür. Bandwagon çoğunluğa katılmayı, sarmal ise azınlığın susmasını açıklar.
Varsayımlar
Adım adım
Kuramın beş varsayımı
Türkçe ders kitapları kuramı beş varsayım üzerinden anlatır ve sınavda çoğu zaman bunlar sorulur. Hem Polat hem Yaylagül aynı beşliği verir; Özer ve Yıldıran Önk de aynısını Noelle-Neumann’ın Türkçeye çevrilen kitabına atıfla aktarır. Kendi cümlelerimle:
- Tehdit: Toplum, sapkın (çoğunluktan ayrılan) bireyi dışlamakla tehdit eder.
- Korku: Bireyler bu dışlanma korkusunu sürekli duyar.
- Yoklama: Bu korku yüzünden birey her an fikir iklimini değerlendirmeye çalışır.
- Davranış: Bu değerlendirmenin sonucu kamu önündeki davranışı, özellikle görüşünü açıkça söylemesini ya da saklamasını etkiler.
- Birleşim: Dört varsayım birlikte kamuoyunun oluşumunu, sürdürülmesini ve değişmesini açıklar.
Bu listede iki ipucu var. Birincisi: kuramın bir zihinsel zinciri (korku → yoklama → karar) ve bir toplumsal sonucu (kamuoyu) var. İkincisi: medya beşliğin içinde yer almaz; medya, fikir iklimini öğrenme kaynağı olarak (doğrudan gözlemin yanında ikinci kaynak) ayrıca devreye girer.
Sayfa numaraları ve yıllar kitaplara göre değişse de beşli aynıdır; sınavda bunlardan birini değiştirip “hangisi varsayım değildir?” diye sorabilirler.
Hikâye
Arka planda Asch: çizgiler ve uyum baskısı
Korkunun gerçekten insanı sarstığını göstermek için Noelle-Neumann psikolojiye baktı ve sık sık Solomon Asch’in çizgi deneylerine başvurdu.
Asch’in yaptığı: bir denek, sanki sıradan bir görsel karşılaştırma deneyine katılıyor. Odadaki herkes (aslında deneyi bilen yardımcılar) sırayla ve sesli olarak, bir çizginin hangi çizgiyle aynı uzunlukta olduğunu söylüyor, ama kritik denemelerde hepsi birden açıkça yanlış cevapta birleşiyor. Deneğin sırası geliyor. Cevapların yaklaşık üçte biri çoğunluğun yanlışına kaydı.
Noelle-Neumann bunu şöyle okur: insanlar gözleriyle gördükleri açık bir olguya karşı bile grubun karşısında yalnız kalmakta zorlanır; demek ki dışlanma korkusu gerçek ve güçlü bir şeydir. Griffin, onun Milgram’ın Fransa–Norveç karşılaştırmasını da bu eğilimin tek bir kültüre özgü olmadığını göstermek için kullandığını aktarır.
Bağlantı yararlı ama sınırlı. Griffin’in eleştirisi: Asch’in deneyinde denek yanında tek bir gerçek destekçi bulunca direnebiliyordu. Asch’in kendisi de uyumun yanında bağımsızlığı vurgulamıştı: kritik denemelerdeki cevapların çoğu bağımsız kaldı. Yani Asch “insanlar sürüdür” demedi; Noelle-Neumann da her konuda çoğunluğa uyum öngörmez. Sayısal ayrıntılar aşağıdaki derin kartta.
Derin dalış Asch’in 1956 monografisinde neler var?
Asch’in “Studies of independence and conformity” monografisini açtığında popüler anlatımlardan biraz farklı bir tablo çıkar. Kartta kullanılan sayılar:
- Örneklem: Toplam 123 denek (erkek üniversite öğrencileri), üç farklı kurumdan. Ana deneyde 7–9 kişilik, oybirliğiyle hareket eden yardımcı çoğunluk ve bir “saf” denek.
- Görev: Bir standart çizgiyi üç karşılaştırma çizgisinden biriyle eşleştirmek. Toplam 18 deneme, bunların 12’sinde çoğunluk kasıtlı olarak yanlış cevap verdi (kritik denemeler). Cevaplar sırayla, sesli verildi.
- Sonuç: Kritik denemelerdeki tahminlerin yaklaşık üçte biri çoğunluğun yönüne kaydı (deneysel grupların ortalaması yüzde 36,8). Kontrol grubunda, yani çoğunluk baskısı olmayan durumda, hata yüzde 1’in altındaydı.
- Bireysel fark: 123 denekten 94’ü en az bir kez çoğunluğa uydu, 29’u hiç uymadı.
Asch’in yorumu da önemlidir. Ona göre etkinin büyüklüğüne rağmen tahminlerin çoğunluğu bağımsız kalmıştı; ayrıca uyanlar da farklı gerekçelerle uyuyordu (kendi algısına güvensizlik, farklı görünme kaygısı vb.). Birçok mülakatta denekler “grubun dışında kaldığımı hissettim” türü şeyler söyledi. Bu yüzden Asch’i “insanlar sürü gibidir” diye özetlemek, onu yanlış okumaktır.
Noelle-Neumann açısından bu deneyin kıymeti sayı değil, tanıktır: laboratuvarda bile birkaç yabancının oybirliği insanı kendi gözüne şüpheyle bakmaya itebiliyor.
Kart
Sarmal her konuda dönmez
Kuram bir “her şey kuramı” değil. Sarmalın çalışması için koşullar var:
- Tartışmalı ve duygusal ya da ahlaki yüklü konu. Herkesin hemfikir olduğu bir konuda azınlık görüşü yoktur; sarmal başlamaz.
- Zaman. Sarmal bir süreçtir: “şu an” kadar “gidişat” da önemlidir. Bir Türkçe derleme, Noelle-Neumann’ın sarmalın oluşumunda üç şeyi öne çıkardığını aktarır: konunun ahlaki içeriği, zaman ve medyanın rolü.
- Medyanın tutumu. Griffin’in aktardığına göre Noelle-Neumann, medyanın çizgisine ters giden bir sarmal hiç görmediğini söyler: medya destek vermeyen görüşü konuşmak zordur.
- Kültür ve topluluk. Scheufele ve Moy, farklı kültürlerde yapılan çalışmaların kültüre özgü değişkenleri hesaba katmadığını belirtir. Eleştirmenler ayrıca ülkenin genel ikliminden çok yakın çevrenin (aile, arkadaş) iklimini vurgular; bunu “Eleştiriler” bölümünde göreceksin.
Bir de zihin işi: kuram, korku ve tehdidin çoğunlukla bilinçsiz işlediğini söyler. İnsanlar “ben çoğunluğa göre davranıyorum” diye düşünmez. Bu, kuramı ölçmeyi zorlaştıran nedenlerden biridir.
Özetle kuram hem ‘neden’ hem ‘ne zaman’ sorusunu sorar. Koşulları bilmeyen biri kuramı her yere yapıştırır; bu da sınavda ve makalede sık yapılan bir hatadır.
Nasıl işler, adım adım
Adım adım
Sarmal adım adım
Yukarıdaki parçaları tek bir akışta birleştirelim:
- Bir konu kamuoyunda tartışmalı hâle gelir; duygusal ya da ahlaki bir yük taşır.
- Herkes yarı istatistiksel algısıyla ve medyaya bakarak iklimi yoklar: hangi görüş yükseliyor, hangisi alçalıyor?
- Görüşünün yükseldiğini düşünenler cesaret bulur; alçaldığını düşünenler çekinir.
- Bir taraf açıkça konuşur (rozet takar, tartışır, paylaşır), öbür taraf susar. Aradaki görünürlük farkı doğar.
- Bu fark yeni bir iklim sinyalidir: konuşan kamp gerçek gücünden büyük, susan kamp küçük görünür. Polat’ın anlatımıyla susan kamp daha da geriye düşer, konuşan kamp yeni taraftarlar kazanır.
- Yeni sinyal 2. adıma döner. Her tur bir öncekinden daha güçlü ve daha hızlıdır: sarmal.
- Sonuç: bir görüş “yerleşik” hâle gelir, öbürü kamusal alandan silinmeye yaklaşır. Ta ki sert çekirdek, avangard ya da değişen bir medya ortamı akışı bozana dek.
Anahtar nokta: sarmal sayıları değil, görünürlüğü döndürür. Bir görüşün gerçek taraftar sayısı hiç azalmadan bile kamusal alandaki görünürlüğü çökebilir.
Kart
Medya: iklimin ikinci gözü
Noelle-Neumann’ı bir medya kuramcısı yapan soru şu: iklimi nereden öğreniyoruz? İki kaynak var: kendi çevrende doğrudan gözlem ve medyanın gözüyle dolaylı gözlem. Çoğu kamusal konuda ikinci kaynak baskındır, çünkü kişisel çevren ülkeyi temsil etmez.
Wilke’nin verdiği ölçütlerle medyanın gücü üç şeyden gelir: birikim (cumulation, aynı mesajın sürekli tekrarı), uyum (consonance, farklı medyaların benzer çerçevede haber vermesi) ve kamuoyu iklimi etkisi. Bu, seçici algıyı zorlaştırır: Seçici Maruz Kalma, Algı ve Hatırlama dersinde gördüğün “insan yalnızca kendine uygun mesajı seçer” fikrini zayıflatır. Bazı anlatımlarda üçüncü öğe ubiquity (her yerdelik) diye geçer.
Griffin’in aktardığına göre Noelle-Neumann medyanın çizgisine ters giden bir sarmal görmediğini söyler. Yaylagül ise şöyle özetler: çoğunluk görüşü güçlü medyanın desteğini alırsa daha güçlüdür; medya azınlığın yanında yer alırsa çoğunluk kampı sessiz çoğunluğa dönüşür.
Gündem belirleme ile farkı (McCombs ve Shaw çizgisi) şöyle özetleyebilirsin: gündem belirleme, medyanın neyi düşüneceğimizi, yani hangi konunun önemli olduğunu etkilediğini söyler. Suskunluk sarmalı ise medyanın hangi görüşün konuşulabilir göründüğünü etkilediğini söyler. Polat bu yüzden sarmalı gündem belirlemenin “negatif ayna görüntüsü” diye tanıtır.
Laboratuvar
Hayal et: sınıf grubunda görünürlük oyunu
Bu bir düşünce deneyidir; gerçek bir araştırma ya da gerçek bir grup değil.
Sınıfın 10 kişilik mesajlaşma grubunda tartışmalı bir kampüs konusu açılıyor. Gerçekte grup tam ikiye bölünmüş: 5 kişi A görüşünde, 5 kişi B görüşünde. Kimse başkalarının görüşünü bilmiyor.
1. tur. A tarafından 4 kişi yazıyor, B tarafından yalnızca 1 kişi. Ekranda 5 mesaj var, 4’ü A’dan. Sessiz kalan 4 B’li şunu düşünüyor: “Herkes A’cı, ben azınlıktayım.”
2. tur. Bu kez B tarafından kimse yazmıyor, A tarafından 3 kişi yazıyor. Şimdi A’dakiler “B diye biri yok” diye düşünüyor. B’dekiler ise “Bu konuda yalnızım” diye.
3. tur. Konu birkaç gün sonra tekrar açıldığında B’den biri yazmayı düşünüyor ama grubun tonu bir öncekinden bile yüksek. Yazmıyor.
Sonunda grup A’nın “herkesin fikri” olduğuna inanıyor. Oysa kimse fikrini değiştirmedi. Gerçek dağılım hâlâ 5’e 5. Değişen tek şey görünürlük ve buna bağlı algı.
Sen olsan hangi adımda bu döngüyü kırardın? Sert çekirdek gibi davranan bir B’li mi, yoksa zaman içinde iklimi değiştirebilecek başka bir şey mi?
Kanıtlar ve çalışmalar
Hikâye
1972: aynı bilmece, ters yönde
Film yedi yıl sonra tersten oynadı. 1972 seçimine giderken SPD ile CDU/CSU yine kafa kafayaydı, ama bu kez insanlar giderek SPD’nin kazanacağını düşünüyordu; üstelik bu beklentinin altında partilerin gerçek gücünde bir değişiklik yoktu.
Sonra Allensbach’ın ek soruları geldi. Petersen’in anlattığına göre bu sorular, CDU/CSU’lu seçmenlerin sayıca SPD’lilerle eşit olmalarına rağmen kamuoyunda neredeyse görünmez olduğunu gösterdi: SPD’liler rozet takıyor, arabalarına çıkartma yapıştırıyor, tartışmalarda görüşlerini açıkça savunuyordu; CDU/CSU’lular ise sessizdi.
1965 ile 1972’yi yan yana koyunca çarpıcı bir simetri çıkar: iki seçimde de kim kazanacak beklentisi kim hangi partiyi tutuyor ölçüsünün önüne geçti. Wilke, Noelle-Neumann’ın ve öğrencilerinin güçlü medya etkisine dair kanıtlarını özellikle 1965 ve 1969’da, ama daha çok 1972 ve 1976 televizyon seçim kampanyalarında bulduğunu yazar. 1976 için ise Noelle-Neumann’ın o dönemki tezinin, medyanın etkilediği kamuoyu iklimi nedeniyle bir kısım seçmenin SPD–FDP koalisyonuna uyum sağladığı yönünde olduğu ve büyük siyasi tartışma çıkardığı aktarılır.
Bir uyarı: bu anlatımlar Allensbach’tan ya da onun yakın çevresinden geliyor. Bağımsız araştırmacıların sınamalarını “Eleştiriler” bölümünde göreceksin.
Derin dalış 1965 hikâyesi kaynaktan kaynağa değişir
Kuramın “doğum hikâyesi” ders kitaplarında çeşitli biçimlerde anlatılır; sınavda ve makale yazarken bunların farkında olmak iyi gelir.
- Polat: Aralık 1964’ten Ağustos 1965’e, dokuz ay boyunca oy niyetleri hiç kıpırdamadı; CDU/CSU’nun kazanacağı beklentisi sonraki aylarda hızla arttı; sonra bir “son dakika hamlesi” oldu. Metin, televizyonun destek dalgası olasılığından da söz eder.
- Özer ve Yıldıran Önk: Altı aylık aralıklarla iki partinin oy desteğinin izlendiğini, başlarda başa baş giden yarışın son iki haftada büyük farkla bittiğini aktarır.
- Petersen (Allensbach): CDU/CSU ile SPD’nin aylarca eşit olduğunu ve halkın CDU/CSU’nun kazanacağına giderek inandığını anlatır; ardından 1972’de tersini ekler.
- Griffin (İngilizce ders kitabı): Bölümü 1965 yerine 1980 ABD seçimiyle (Carter–Reagan) açar.
Bir tarihsel ayrıntı: Noelle-Neumann’ın kuramı yalnızca 1965’ten çıkmadı. Wilke, güçlü medya etkisine dair gözlemlerin 1965 ve 1969’da, ama daha çok 1972 ve 1976’da bulunduğunu yazar; ve 1972’deki Tokyo konuşmasında henüz “suskunluk hipotezi” (Schweigehypothese) adının kullanıldığını yazar. Yani “kuram 1965 seçiminde doğdu” tek cümlelik bir kestirmedir: gözlem 1965’te başladı, kuram sonraki on yıl içinde biçimlendi.
Sonuç: sınavda 1965 Almanya seçimini yaz; ama kuramın uzun bir olgunlaşma sürecinden geçtiğini bil.
Laboratuvar
Tren testi: yabancıyla uzun bir yolculuk
Konuşma isteğini nasıl ölçersin? Noelle-Neumann bir senaryo geliştirdi: tren testi (Almanca Eisenbahntest).
Griffin’in aktardığı sürümde senaryo şöyle: önünde beş saatlik bir tren ya da uçak yolculuğu var ve yanındaki kişi kürtaj gibi tartışmalı bir konu hakkında konuşmaya başlıyor. Onunla konuşmak ister misin, yoksa konuşmasan mı tercih edersin? Almanya’da Wissenschaftszentrum Berlin’in (WZB) 1989’da uyguladığı sürüm biraz farklı: kompartımanda dört yolcu daha var, siyaset konuşuluyor ve biri belirli bir görüşü savunuyor; “kendi görüşünü söyleme ihtimalin nedir?”
Mantık aynı: önce kişinin kendi görüşü ve “çoğunluk ne düşünüyor” algısı ölçülür, sonra hayali durumda konuşma isteği sorulur. Kuram doğruysa çoğunlukta olduğunu sananlar daha isteklidir. Griffin’in özetinde başka örüntüler de var: geleceğe dair tahmin şimdiki iklimi geçebilir, insanlar kendileriyle aynı düşünenle konuşmayı tercih eder, özgüveni düşük olanlar susar.
Güçlü yanı: ucuz, hızlı, geniş örneklemlere uygulanabilir. Zayıf yanı: durum hayalidir; kişinin gerçekte ne yapacağını değil, ne yapacağını söylediğini ölçer. Ve dışlanma korkusunu doğrudan ölçmez; onu varsayar. Bunları eleştiriler bölümünde tartışacağız.
Derin dalış Almanya’da tren testi: 1989 WZB sınaması
Kuramı Almanya’da bağımsız araştırmacılar da sınadı. Fuchs, Gerhards ve Neidhardt, Berlin’deki WZB’de, 1989’da temsilî bir nüfus anketine bir dizi tren testi sorusu koydu.
- Konu: Federal hükümetin gelişmekte olan ülkelerden gelen tüm sığınmacıları derhâl ülkelerine geri göndermesi.
- Görüşler: Katılımcıların yüzde 34,2’si geri gönderme yanlısı, yüzde 43,2’si karşıydı, yüzde 22,6’sı kararsızdı.
- Konuşma isteği: Yüzde 42,8 kompartımandaki sohbete kendi görüşüyle katılacağını söyledi; yüzde 41,4 susacağını söyledi; kalanlar kararsızdı.
- Sınanan hipotez: Kendini çoğunlukta sananlar, kendini azınlıkta sananlardan daha konuşkan olmalı.
Bulgu: Bu tasarımda hipotez desteklenmedi: kendini azınlıkta hissedenler, çoğunlukta hissedenler kadar konuşmaya isteklidir. Yazarlar bunu Noelle-Neumann’ın kuramının o hâliyle tutmadığı biçiminde yorumladı.
Ama yazarlar sonucu tek başına kesin saymadı; tren kompartımanı ‘atipik derecede küçük’ ve ‘sosyal olarak zararsız’ bir kamusallık; insanlar bir süre sonra ayrılıp bir daha karşılaşmayacak. Dışlanma korkusu bu tür bağlayıcılığı olmayan ortamlarda belki zayıftır. Yani sonuç kuramın yanlışlığına da, testin kamusallığı iyi temsil etmemesine de bağlanabilir. Bu bir dergi makalesi değil, bir araştırma kurumunun kısa raporudur; sonuçlarını buna göre tart.
Eleştiriler ve sınırlar
Kart
Üç sağlam eleştiri
Kuram ünlü olduğu kadar çok sınandı. Griffin eleştirileri özetler; Scheufele ve Moy ise çeyrek yüzyıllık literatürü geniş bir kavramsal değerlendirmeyle gözden geçirir. Üç ana başlık:
- Korku ölçülmedi, varsayıldı. Çalışmalar sessiz kalanların gerçekten daha çok dışlanma korkusu taşıyıp taşımadığına çoğunlukla bakmadı; susmak çekingenlik, ilgisizlik ya da karşısındakini kırmama isteğinden de doğabilir. Asch üzerinden kurulan bağ da sınırlıdır: Asch’te tek bir destekçi direnmeyi kolaylaştırıyordu.
- Tren testi hayalî. Gerçek konuşmayı değil, beyan edilen istekliliği ölçer. Glynn, Hayes ve Shanahan’ın 17 çalışmayı derleyen meta-analizi algılanan destek ile konuşma isteği arasında çok küçük ama anlamlı bir ilişki buldu ve ileride hayali değil gerçek konuşma isteğine odaklanılmasını önerdi.
- Ulusal iklim mi, yakın çevre mi? Noelle-Neumann’ın kamuoyu, anonim genel kamuoyudur. Eleştirmenler ise aile ve arkadaş gibi referans gruplarının etkisinin daha güçlü olabileceğini savunur.
Scheufele ve Moy ayrıca kavramların çalışmadan çalışmaya farklı tanımlandığını, ölçümlerin tutarsız olduğunu ve farklı kültürlerde yapılan çalışmaların kültüre özgü değişkenleri dışarıda bıraktığını söyler. “Konuşma”nın gerçekten konuşma olarak ölçülmesini ve daha makroskopik bir bakışa dönülmesini önerirler.
Savunanların cevabı: kuramın kendisi bir süreç kuramıdır; tek zamanlı, bireysel anketlerle onu tam sınamak zaten zordur. Ve nitekim daha iyi tasarımlar denendi (bir sonraki kart).
Yanlış anlama avı
“Kanıtlandı” mı, “çürütüldü” mü?
İnsanlar ne sanır: “Kuram kanıtlanmış bir yasadır.” Ya da tam tersi: “Kuram çürütüldü.”
Kanıtlar ne diyor: İkisi de değil.
- 17 çalışmalı meta-analiz (1997): Algılanan destek ile konuşma isteği arasındaki ilişki çok küçük (Griffin’in aktardığı ortalama yaklaşık .05), ama sıfır değil.
- Sonraki meta-analiz (Matthes ve arkadaşları, 2018): 66 çalışma, 27 binden fazla katılımcı; ilişki yaklaşık r = .10; çevrimiçi ortamda çevrimdışından daha zayıf değil.
- Daha iyi tasarımlar: Scheufele, Shanahan ve Lee (2001) hayali soru yerine katılımcıları gerçek bir odak grup tartışmasına davet etti (biyoteknoloji konusunda). Griffin’in aktardığına göre algılanan kamuoyu konuşma isteğini, öncekilere göre daha iyi öngördü.
Bir çerçeve daha: bu derlemelerdeki çalışmaların hepsi bireysel (mikro) düzeydeydi. Sarmalın zaman içindeki toplumsal döngüsünü izleyen çalışmalar çok azdı.
Dürüst özet (benim yorumum): Kuram, “çoğunluk algısı konuşmayı etkiler” eğilimi için küçük ama tutarlı destek buldu; buna karşılık kuramın özgün mekanizması (dışlanma korkusu ve zaman içindeki sarmal) hâlâ sınırlı sınandı. Bu yüzden akademik dilde “kısmen desteklenen, koşullu bir kuram” demek doğru olur.
Derin dalış Meta-analizler ve daha iyi ölçüm: ayrıntılar
Glynn, Hayes ve Shanahan (1997). Public Opinion Quarterly’de yayımlanan meta-analiz, suskunluk sarmalı anket çalışmalarını derledi. Griffin’in özetine göre 17 çalışma, ortalama korelasyon yaklaşık .05; Thurre ve arkadaşları da aynı analizin 17 çalışmayı kapsadığını ve “küçük ama anlamlı” etkiler bulduğunu aktarır. Makalenin özeti, ilişkinin çok küçük ama istatistiksel olarak anlamlı olduğunu, denenen bazı düzenleyici değişkenlerin (hayali ya da gerçek konuşma isteği, referans grubu, konu türü) ilişkiyi anlamlı biçimde açıklamadığını ve araştırmacıların henüz keşfedilmemiş bir düzenleyici değişken bulunabileceğini belirtir.
Matthes, Knoll ve von Sikorski (2018). Daha geniş bir derleme: 66 çalışma, 27 binden fazla katılımcı; ilişki yaklaşık r = .10. Çevrimiçi ortamda ilişki çevrimdışından zayıf değil; hedef kişi sayısı, hedefin görüşü ve tasarım özellikleri ilişkiyi belirgin biçimde değiştirmiyor. Thurre ve arkadaşları da aynı bulguyu (r = .10) ve derlenen çalışmaların hepsinin mikro düzeyde olduğunu vurgular.
Scheufele, Shanahan ve Lee (2001), “Real Talk”. Hayali tren testi yerine gerçek bir davranış isteği: katılımcılara biyoteknoloji üzerine bir odak grup tartışmasına katılmaları önerildi. Aynı araştırma ekibi dışlanma korkusunu varsayılan değil ölçülen bir değişken olarak ele aldı ve katılımcıların yakın çevresiyle daha önce yaptığı konuşmaları da sordu. Griffin’in aktardığına göre bu üç düzeltmeyle algılanan kamuoyu konuşma isteğini, 17 çalışmalık derlemedeki çalışmalara kıyasla daha iyi öngördü.
Küçük bir hatırlatma: r = .10 gibi bir değer, ilişkinin ‘zayıf’ olduğunu söyler ama ‘önemsiz’ olduğunu söylemez; kitlesel ölçekte küçük etkiler yine de toplumsal sonuç doğurabilir. Bununla birlikte kuramın ‘açıklama gücü’ konusunda dikkatli olmak gerekir.
Kart
Kuramı kuramcıdan ayırmak
Noelle-Neumann’ın kuramı değerlendirilirken ikinci bir tartışma çoğu zaman araya girer: kendi geçmişi. 1940–1945 arasında Nazi döneminde gazetecilik yaptı; Das Reich ve Frankfurter Zeitung dahil birkaç yayında çalıştı. Bu bölümü kaynaklar farklı vurgularla anlatır:
- Mainz’daki halefi Jürgen Wilke, 2010’daki anma konuşmasında Nazi propaganda aygıtını rahatsız eden yazılarının belgelendiğini, örgütlü direnişin parçası olmadığını, ama savaştan sonra tekrar tekrar sisteme uyum sağlamakla suçlandığını söyler.
- Biografisches Lexikon der Kommunikationswissenschaft maddesi (Manuel Wendelin), yakın tarihli tarih araştırmalarının (Jörg Becker’in 2013 biyografisi dahil) onun rejimle bağlarının salt “peşinden gitmekten” öte gittiğini gösterdiğini aktarır; kendisinin suçlamaları hep reddettiğini, Becker’in kitabı çevresinde hukuki bir anlaşmazlık da yaşandığını ekler.
Tartışma uluslararası literatüre de girdi (örneğin Simpson’ın 1996 tarihli Journal of Communication makalesi).
Akademik açıdan iki soru ayrı tutulmalı: Kuramın ampirik iddiaları verilerle tutuyor mu? (önceki kartlar) ve Kuramcının biyografisi ne diyor? (tarih araştırması). Biri ötekini otomatik olarak çürütmez ya da temize çıkarmaz. Ama biyografi, kuramın hangi dünya görüşü ve deneyimle yazıldığı sorusuna ışık tutabilir: Wendelin’in maddesi de kuramı bilgi sosyolojisi açısından yerleştirirken bu unsurları hesaba katar. Bu ders yalnızca kaynakların söylediklerini aktarır; yargıyı tarihçilere bırakır.
Günümüzde: sosyal ve dijital medya
Hikâye
Snowden, Facebook ve sessiz odalar
2013’te Edward Snowden ABD’nin gözetim programlarını açıkladı. Pew Araştırma Merkezi bir soru sordu: Bu konuyu konuşur musun? 1.801 Amerikalı yetişkinle (7 Ağustos–16 Eylül 2013) yapılan ankette yüzde 86’sı konuyu yüz yüze konuşmaya istekli olduğunu söyledi. Ama Facebook ve Twitter kullananların yalnızca yüzde 42’si aynı konuyu bu platformlarda paylaşmaya istekliydi.
Sarmal açısından daha ilginç olan: çevrelerinin kendilerine katılmadığını düşünenler daha az konuşmaya istekliydi; Facebook ağının kendisiyle aynı fikirde olduğunu sananlar ise aksini sananlardan yaklaşık iki kat daha istekliydi. Facebook’u her gün kullananlar, yüz yüze ortamlarda bile fikir söylemeye daha az meyilliydi.
Dikkat: bu anket sarmalı kanıtlamaz. Tek bir konu, tek bir an, beyan edilen bir istek. Ama sosyal medyanın, “çoğunluk beni izliyor” hissini ve dolayısıyla iklim algısını değiştirebildiğini gösteren bir ipucudur. Yani kuramın iki halkası (iklim algısı ve konuşma isteği) çevrimiçi ortamda da birlikte hareket ediyor gibi görünüyor.
Bu derste ayrıntıya girmiyoruz; çevrimiçi sarmalın daha derin tartışması Suskunluk Sarmalının Sınanması ve Çevrimiçi Ortam dersinde, yankı odaları ve filtre balonlarıyla ilişkisi ise Filtre Balonu ve Yankı Odaları dersinde.
Yanlış anlama avı
“İnternet susturmayı bitirdi” mi?
İnsanlar ne sanır: “Herkes çevrimiçi konuşabiliyor; o hâlde suskunluk sarmalı sona erdi.”
Kanıtlar karışık:
- Matthes ve arkadaşlarının derlemesinde ilişki çevrimiçi ortamda çevrimdışından daha zayıf değil.
- Stoycheff’in deneyinde (ABD), kullanıcılara gözetim hatırlatıldığında, görüşünün çoğunluktan farklı olduğunu düşünenlerde çevrimiçi konuşma isteği daha düşük çıktı; bu etki özellikle gözetimi haklı bulanlarda güçlüydü.
- Türkiye’de, İstanbul’daki 404 Facebook kullanıcısıyla yapılan bir ankette (Kutlu, 2019) siyasi görüşünün azınlıkta olduğunu düşünenlerde, gizlilik ayarlarını sık değiştirme, yorum yapmaktan çekinme ve siyasi düşüncelerini gerçek hayattan daha rahat ifade edebildiğini düşünme arasında olumlu ilişkiler bulundu. Yani hem çekinme hem rahat ifade birlikte var.
Kısaca: internet sarmalı ortadan kaldırmadı; sahneyi, izleyiciyi ve görünürlüğü değiştirdi. Kimin kimi gördüğü (algoritmalar, yankı odaları, gözetim korkusu) iklim algısını yeniden şekillendiriyor. Bu ilişkiyi Ağ Toplumu dersindeki ağ mantığıyla birlikte düşünmek yararlı olur.
Bunu kendi hayatına da taşıyabilirsin: hangi konularda bir şey yazmadan önce “bunu yazarsam ne olur?” diye durdun? Bu duraksama kuramın anlattığı şeye ne kadar benziyor, ne kadar farklı?
Derin dalış Avrupa’da makro ve dinamik bir sınama (2019)
Çoğu araştırma bireysel anketlerle “şu an” bakar. Kuramın vurguladığı zaman içindeki toplumsal döngüyü izlemek çok daha zor. Thurre, Gale ve Staerklé (2019) tam bunu denedi: Avrupa Sosyal Araştırması’nın 2002–2016 verileriyle, 15 ülkede, toplam 195.194 katılımcı üzerinde makroskopik ve dinamik bir test.
Soru şuydu: yükselen sağ popülist konumlar (özellikle göç konusunda) daha uluslarüstü ve kapsayıcı görüşleri susturdu mu, yoksa tam tersine yerleşik demokratik normlar tarafından mı susturuldular?
Sonuçlar, hangi yöntemle baktığına göre değişti. Tek bir zaman noktasına bakan (statik) testte, göçmenlik konusunda göçmen yanlısı görüştekiler 15 ülkenin hepsinde daha açık sözlü çıktı. Zaman içindeki değişime bakan (dinamik) testte ise tablo ülkeden ülkeye farklıydı: Fransa, İrlanda ve İsviçre’de göçmen yanlısı görüştekiler, görüşleri hâlâ çoğunluk görüşü olduğu hâlde, zamanla daha az açık sözlü hâle geldi; Almanya, Macaristan, Polonya ve Birleşik Krallık’ta ise daha açık sözlü hâle geldi.
Yazarların çıkardığı iki ders: birincisi, yükselen popülist hareketler ana akım tutumları yıldırabiliyor, ama etkileri görünürlüklerinden beklenenden güçlü değil; ikincisi, yalnızca tek bir andan bakarak sarmal teşhisi konmamalı, en az iki zaman noktası karşılaştırılmalı.
Bu türden çalışmalar, Suskunluk Sarmalının Sınanması ve Çevrimiçi Ortam dersinde daha ayrıntılı ele alınan “sarmal nasıl sınanır?” sorusunun bir örneğidir.
Türkiye'den örnek
Kart
Türkiye’de suskunluk sarmalı: kitap ve araştırmalar
Kuram Türkiye’ye iki yolla geldi: çeviri ve ders kitapları. Noelle-Neumann’ın Kamuoyu: Suskunluk Sarmalının Keşfi kitabı Murat Özkök çevirisiyle Dost Kitabevi’nden 1998’de çıktı. Ders kitaplarında ise Yaylagül ve Polat kuramı anlatır.
Araştırma tarafında iki örnek:
- Kutlu (2019): İstanbul’da yaşayan 404 Facebook kullanıcısıyla (kartopu örneklemesi) anket. Siyasi görüşünün azınlıkta olduğunu düşünme ile gizlilik ayarlarını sık değiştirme, yorum yapmaktan çekinme ve siyasi düşünceleri gerçek hayattan daha rahat ifade edebildiğini düşünme arasında olumlu ilişkiler bulundu. Yazar, sonuçtan Facebook’ta suskunluk sarmalının oluştuğunu çıkarır. Kartopu örneklemesi temsilî olmadığı için sonuç “Türkiye böyle” demek değildir.
- Özer ve Yıldıran Önk (2021): Cem Karaca’nın vatandaşlıktan çıkarılışı ve dönüşüne ilişkin Cumhuriyet haberlerinin eleştirel söylem çözümlemesi. Bir sonraki kartta.
Özer ve Yıldıran Önk, Türkiye iletişim yazınında bu kurama ilişkin akademik çalışmaların az olduğunu da not eder. Yani bu alan senin için hâlâ açık bir çalışma sahası. Bir karşılaştırma yapmak da öğretici olur: Kutlu bireylerin beyanını, Özer ve Yıldıran Önk ise gazete metinlerini inceliyor; aynı kuram çok farklı verilerle sınanıyor.
Hikâye
Bir gazete, iki dönem: Cem Karaca haberleri
Anadolu rock’ın önemli isimlerinden Cem Karaca, sol siyasi duruşuyla da tanınıyordu. Şarkılarında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla hakkında yargılama başlatılmıştı; 12 Eylül 1980 darbesi olduğunda yurt dışındaydı. Yargılamanın tamamlanması için geri çağrıldı, bunu reddetti ve 1983’te Türk vatandaşlığından çıkarıldı. 1987’de, ANAP döneminde yumuşayan siyasi havada Türkiye’ye dönebildi.
Özer ve Yıldıran Önk, muhalif olduğunu ileri süren Cumhuriyet gazetesinin her iki olaya ait haberlerini inceledi. Bulgularına göre iki dönemde haberlerin tonu farklı olsa da ikisi de resmî söylemle uyumluydu; yazarlara göre bu, baskın görüşle örtüşmenin ve dolayısıyla suskunluk sarmalının varlığını gösteriyor.
Şimdi eleştirel düşünme zamanı. Sarmal, toplumsal dışlanma korkusuna dayanır. Darbe döneminin yasal yasakları ve sansürü de benzer bir sonuç doğurabilir. Bir gazetenin baskın görüşle uyumlu yazması tek başına bu iki açıklamayı ayırt etmez. Yazarlar kendileri de 1980’lerdeki baskı rejimi ile kuramın örtüştüğünü söyler. (Bu paragraf çalışmanın bir eleştirisi değil, kuramı gerçek olaylara uygularken sorulması gereken genel bir sorudur: benzer sonuç, aynı mekanizma demek değildir.)
Sen ne dersin: bu çalışma sarmalı gösterir mi, yoksa yalnızca sarmalla uyumlu bir tablo mu çizer?
Sınavda böyle sorulur
Kart
Sınavda böyle sorulur
Üniversite sınavı tarzı sorularda kalıplar şunlar. Cevabı bilmen yetmez; tuzak seçenekleri de tanımalısın:
- Kuramı kim geliştirdi? Elisabeth Noelle-Neumann (Alman). Tuzaklar: Asch (deney, arka plan), Gerbner (kültivasyon), McCombs–Shaw (gündem belirleme), Lazarsfeld (Noelle-Neumann’ın bilimsel modeli, ama kuramın sahibi değil).
- Motor nedir? Dışlanma (izolasyon) korkusu. Tuzaklar: medyanın gücü, bilişsel uyumsuzluk, seçici algı.
- Örnek olay? 1965 Almanya seçimi ve “son dakika hamlesi”. Polat’ın metni bunu örnek olay olarak verir (bölüm 10.2.1). Bazı yabancı ders kitapları ise bölümü 1980 ABD seçimiyle açar; bu tuzaktır.
- Beş varsayım: tehdit, sürekli korku, iklimi yoklama, davranışı etkileme, birleşim.
- Terimler: fikir iklimi, sert çekirdek, avangard, yarı istatistiksel algı, son dakika hamlesi.
- Tarihler: 1965 (seçim), 1974 (makale), 1980 (Almanca kitap), 1984 (İngilizce), 1998 (Türkçe çeviri).
Kitaplarda farklı adlar: Polat’ın kitabında ünite başlığı “Sihirli Mermi ve Sessizlik Sarmalı”dır ve metinde “sessizlik sarmalı”, anahtar kavramlarda “Sessizlik Kuramı” geçer; bölüm başlığı ise “Suskunluk Sarmalı Kuramı”dır. Yaylagül ise “Suskunluk Sarmalı” der. Hepsi aynı kuramdır; sınavda hangi adla sorulursa sorulsun Noelle-Neumann’ı hatırla. Bu derste tutarlılık için “suskunluk sarmalı” kullanıyoruz.
İki sık hata: Bandwagon (kazanana katılma) ile sarmalı karıştırmak; gündem belirleme ile sarmalı karıştırmak (gündem belirleme neyi düşüneceğimizi, sarmal hangi görüşün konuşulabilir göründüğünü etkiler).
Laboratuvar
Karışan çiftler: kim, ne, ne zaman?
Bu dersteki isim ve tarih çiftlerini karıştırmak sık yapılan bir hatadır. Kendine sor:
- Noelle-Neumann ↔ 1974 Journal of Communication makalesi, 1980 Almanca kitap, 1984 İngilizce baskı.
- Asch ↔ 1950’lerin çizgi (uyum) deneyleri; kuramın parçası değil, arka planı.
- Glynn, Hayes ve Shanahan ↔ 1997 meta-analizi.
- Scheufele ve Moy ↔ 2000 kavramsal değerlendirme (“Twenty-five years of the spiral of silence”).
- Allensbach ↔ Noelle-Neumann’ın 1947’de eşiyle kurduğu enstitü.
İki hafıza tekniği: (1) Rol sırası: Asch deney yaptı, Noelle-Neumann kuramı kurdu, Glynn ve arkadaşları kuramı derledi, Scheufele ve Moy bütünü değerlendirdi. (2) Yıl sırası: 74–80–84 (makale, Almanca kitap, İngilizce kitap) ve 97–2000 (meta-analiz, kavramsal değerlendirme).
Sınavda bu kartın doğal soru biçimi şudur: “Aşağıdakilerden hangisi Noelle-Neumann’ın kuramının parçası değildir?” Cevap çoğu zaman Asch’e ait bir ayrıntı ya da başka bir kuramdan gelen bir kavramdır.
Kendini sına: sağdaki açıklamayı sola eşleştir. Aşağıdaki soruyu bir kez daha çözmeden geçme; özellikle Asch ile Noelle-Neumann’ı ve Glynn ile Scheufele’yi birbirinden ayırt et.
Özet kartı
Özet
Özet kartı
- Bilmece: 1965 Almanya seçiminde oy niyeti aylarca sabitken “kim kazanır?” beklentisi kaydı ve oylar sonunda o yöne kaydı.
- Kuram: İnsanlar hangi görüşün güç kazandığını sezer; azınlıkta olduklarını sananlar dışlanma korkusuyla susar; bu görünürlük farkı sarmal gibi hızlanır.
- Kavramlar: dışlanma korkusu, yarı istatistiksel algı, fikir iklimi, konuşma isteği, sert çekirdek, avangard.
- Varsayımlar: tehdit, sürekli korku, iklimi yoklama, davranışı etkileme, birleşim.
- Kanıt: 1965 ve 1972 seçim gözlemleri; tren testi; Asch arka planda.
- Eleştiri: korku ölçülmedi, hayali test, yakın çevre; meta-analizlerde küçük ama tutarlı etki.
- Bugün: çevrimiçi ortamda da ilişki sürüyor; gözetim algısı ve yankı odaları iklim algısını şekillendiriyor.
- Sınav: 1965 Almanya seçimi, 1974 makale, 1980 Almanca ve 1984 İngilizce kitap, beş varsayım.
Tek cümle: Suskunluk sarmalı, insanların görüşlerini çevrenin ikliminden yola çıkarak söylemesi ya da saklaması yüzünden, bir görüşün kamusal alandaki görünümünün gerçek gücünden sapabileceğini ve bunun kendini büyüten bir döngüye dönüşebileceğini söyler.
Devam: Suskunluk Sarmalının Sınanması ve Çevrimiçi Ortam ve Filtre Balonu ve Yankı Odaları.
Metin, doğrulanmış kaynaklardan yapay zekâ desteğiyle yazıldı. Bu içerik nasıl hazırlandı?
Bu dersin sorularını çöz Sorular ayrı bir alanda ve ilerlemene göre gelir.